Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 295  Aralık 2008 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Ön bilgi: Düşük karbonhidrat diyetleri, güçlü antihiperglisemik etkilerine bağlı olarak tip 2 diyabetli obez hastaların hastalıklarının kontrolünde öngörülen çekici yaklaşımlardır. Daha önce, 6 ay boyunca yakından gözlenen iki grup obez diyabet hastasın

Tip 2 Diyabette Düşük Karbonhidrat Diyeti:Beden Ağırlığı ve Glisemi Kontrolünde 44 Aylık İzlem Süresince Tutarlı Düzelme

Ön bilgi: Düşük karbonhidrat diyetleri, güçlü antihiperglisemik etkilerine bağlı olarak tip 2 diyabetli obez hastaların hastalıklarının kontrolünde öngörülen çekici yaklaşımlardır. Daha önce, 6 ay boyunca yakından gözlenen iki grup obez diyabet hastasında %55-60 karbonhidrat diyetine göre %20 karbonhidrat diyetinin beden ağırlığı ve glisemi kontrolünde daha üstün olduğunu ve bu kazanımların 22 ay boyunca devamlılık gösterdiğini bildirmiştik (deney grubu, n=16; kontrol grubu, n=15). Bu çalışma, yakın izlem altında olmadan geçen 44 aylık gözlem süresinden sonra, düşük-karbonhidrat grubundaki bu de- ğişikliklerin hangi düzeye kadar korunduğunu belgelemektedir. Ek olarak, yüksek-karbohidrat diyeti grubundan oluşan kontrol hastalarının üçte ikisini oluşturan, ilk 6 aylık gözlem süresinden sonra bu diyet grubundan düşük-karbonhidrat grubuna geçiş göstermiş olan hastaların performansı da değerlendirilmiştir. Burada hem düşük-karbonhidrat grubundaki hem de düşük-karbonhidrat diyetine geçmeyen kontrol grubu hastalarındaki kalp damar hastalığı sonuç noktaları bildirilmiştir. Yöntem: Öncesinde düşük karbonhidrat diyeti uygulanmış hastalar üzerinde yapılan geriye dönük izlem. Bulgular: ‹lk çalışmanın başlangıcında ortalama beden ağırlığı 100.6 ± 14.7 kg’dı. Altı ayda bu değer 89.2 ± 14.3 oldu. Altıncı aydan 22. aya kadarki süre içerisinde, ortalama beden ağırlığı 2.7 ± 4.2 kg artış göstererek 92.0 ± 14.0 kg değerine ulaşmıştır. Kırkdördüncü ayda ortalama beden ağırlığı düzeyi başlangıç değerinden 93.1 ± 14.5 kg değerine yükselmiştir. On altı hastadan beşi 22. aydan itibaren aynı beden ağırlığını korumuş ya da bu değerin altına düşmüştür ve biri dışında tümü 44. ayda başlangıç noktasından daha düşük bir beden ağırlığına ulaşmıştır. Başlangıçtaki ortalama HbA1c düzeyi 8.0 ± 1.5% ‘tir. 6, 12 ve 22 ay sonra HbA1c değerleri sırasıyla % 6.1 ± 1.0, % 7.0 ± 1.3 ve % 6.9 ± 1.1 olmuştur. Kırkdört ay sonraki HbA1c değeri % 6.8 ± 1.3 ’tür. Düşük karbonhidrat diyeti uygulanan ve hakkında uzun süreli veri sahibi olduğumuz 23 hastadan ikisi bir kalp damar hastalığı olayı geçirmişken diyetini hiç değiştirmeyen kontrol grubundaki altı hastadan dördü birkaç kez kalp damar hastalığı olayı yaşamıştır. Sonuç: Tip 2 diyabeti olan obez hastalara bazı kalori kısıtlamaları ile beraber %20 karbonhidrat diyeti önerilmesinin, hastaların beden ağırlığı ve glisemi kontrolü üzerinde devamlı etkisi bulunmaktadır.

Jörgen V Nielsen* ve Eva A Joensson

Kapak Resmi:
22 Mayıs 2008 Nutrition & Metabolism 2008, 5:14 doi:10.1186/1743-7075- 5-14

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Yaşlı Bir Kadında Akut Gelişen Flask Kuadriparezi Yetmişiki yaşında bir kadın, ilerleyici alt ekstremite güçsüzlüğü ile başvurdu- ğunda bu nedenden ötürü yürümekte ve ayakta durmakta güçlük çekiyordu. Önceden haftada iki kez tenis oynama alışkanlığı- na sahip sağlıklı bir kişiydi. Başvurmadan beş gün önce herhangi bir travma öyküsü olmadığı halde aşağı sırt bölgesinde bacakları na yayılan bir ağrı gelişmişti. Yetmişiki yaşında bir kadın, ilerleyici alt ekstremite güçsüzlüğü ile başvurdu- ğunda bu nedenden ötürü yürümekte ve ayakta durmakta güçlük çekiyordu. Önceden haftada iki kez tenis oynama alışkanlığı- na sahip sağlıklı bir kişiydi. Başvurmadan beş gün önce herhangi bir travma öyküsü olmadığı halde aşağı sırt bölgesinde bacakları n ...
Rebecca Lim, Sivakumar Sathasivam, Andrew J. Larner*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Ölümle Sonuçlanan Ranitidin İnjeksiyonu:Bir Olgu Sunumu Giriş: Bir histamin-2-reseptör antagonisti olan ranitidin hidroklorür (Zantac®) güvenilirliği çok iyi olarak bilinen sık kullanılan bir ilaçtır. Ranitidin kullanımı sırasında gelişen anafilaktik reaksiyon oldukça az karşılaşılan bir durumdur ve yayınlarda buna bağlı ölüm hiç bildirilmemiştir. Giriş: Bir histamin-2-reseptör antagonisti olan ranitidin hidroklorür (Zantac®) güvenilirliği çok iyi olarak bilinen sık kullanılan bir ilaçtır. Ranitidin kullanımı sırasında gelişen anafilaktik reaksiyon oldukça az karşılaşılan bir durumdur ve yayınlarda buna bağlı ölüm hiç bildirilmemiştir. Olgu sunumu: Cerrahi girişim sonrası stres ...
Antonio Oliva*1, Sara Partemi1, VincenzoArena2 Fabio De Giorgio1, Catia Colecchi1, Nadia Fucci3 ve Vincenzo L Pascali1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Karbon Monoksid Zehirlenmesi Gelişen Bir Hastada Karbon Dioksid Birikimi: Tedavisi Güç Bir Durum Yetmiş yaşındaki bir erkek hastada, evde çıkan yangın sonrası oluşan karbon monoksid zehirlenmesini sunuyoruz. Belirgin bir sigara bağımlılığı öyküsü bulunması ve olası alta yatan kronik akciger patolojisi tedaviyi güçleştirdi; karbon monoksidin atılmasını kolaylaştırmak için yüksek-akımlı oksijen tedavisini, belirti oluşturan karbon dioksid birikimi yüzünden kullanamadık. Yetmiş yaşındaki bir erkek hastada, evde çıkan yangın sonrası oluşan karbon monoksid zehirlenmesini sunuyoruz. Belirgin bir sigara bağımlılığı öyküsü bulunması ve olası alta yatan kronik akciger patolojisi tedaviyi güçleştirdi; karbon monoksidin atılmasını kolaylaştırmak için yüksek-akımlı oksijen tedavisini, belirti oluşturan karbon d ...
Tristan RA Lane*, Wilby J Williamson ve Joshua M Brostoff

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Torasik Aort Kalsifikasyonu - Günefl Tutulması Bulgusu Ön bilgi: Yaşlı hastalarda, özellikle hipertansiyonu olanlarda aort kalsifikasyonu sık görülmektedir. Bu bazen düz akciğer grafisinde görülebilir. Olgu sunumu: Torasik aortta yaygın kalsiyum birikimi olan bir erkek hastayı olgu olarak sunmaktayı z. Sonuç: Aort kalsifikasyonu ile koroner ateroskleroz arasındaki ilişki hala çelişkilidir. Ön bilgi: Yaşlı hastalarda, özellikle hipertansiyonu olanlarda aort kalsifikasyonu sık görülmektedir. Bu bazen düz akciğer grafisinde görülebilir. Olgu sunumu: Torasik aortta yaygın kalsiyum birikimi olan bir erkek hastayı olgu olarak sunmaktayı z. Sonuç: Aort kalsifikasyonu ile koroner ateroskleroz arasındaki ilişki hala çelişkilidir ...
AbhijeetDhoble* ve Chethan Puttarajappa

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Pnömoniyi Taklit Eden Spontan Dalak Yırtılması: Bir Olgu Bildirimi Yetmişdört yaşında bir erkek hasta sol plöritik ve üst batın ağrısıyla geldi. Muayene ve akciğer röntgen bulguları pnömoni düşündürdü. Batın ultrason incelemesinde spontan dalak yırtılması tanısı kondu. Batın bilgisayarlı tomografi taramasında dalak laserasyonu ve geniş bir perisplenik hematom saptandı. Nöbetçi cerrahi ekibi hastayı izlemeyi önerdi, ancak hastanın durumu aniden kötüleşti ve kaybedildi. Yetmişdört yaşında bir erkek hasta sol plöritik ve üst batın ağrısıyla geldi. Muayene ve akciğer röntgen bulguları pnömoni düşündürdü. Batın ultrason incelemesinde spontan dalak yırtılması tanısı kondu. Batın bilgisayarlı tomografi taramasında dalak laserasyonu ve geniş bir perisplenik hematom saptandı. Nöbetçi cerrahi ekibi hastayı iz ...
Karen A MacKenzie1,2 ve Roy L Soiza*1,2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Orofaringeal Kitle Sunumunda Ektopik İnternal Karotis Arter Ektopik internal karotis arter (ICA) normalin çok az görülen bir değişkenidir. İnternal karotis arterin majör doğumsal anomalileri agenezi, aplazi ve hipoplazi olarak sınışandırılabilir ve bunlar unilateral ya da bilateral olabilmektedir. Boyun arterlerindeki anormallikler damar neoplazileri ya da ektopik oluşumlar şeklinde görülebilmektedir. Karotis arter anjiyogramları aberan bir karotis arteri hakkında kesin bilgi sağlarken, Eco Color Doppler (ECD) karotis damarlarının değerlendirilmesi açısından önemli bilgiler sağlamaktadır. Ektopik internal karotis arter (ICA) normalin çok az görülen bir değişkenidir. İnternal karotis arterin majör doğumsal anomalileri agenezi, aplazi ve hipoplazi olarak sınışandırılabilir ve bunlar unilateral ya da bilateral olabilmektedir. Boyun arterlerindeki anormallikler damar neoplazileri ya da ektopik oluşumlar şeklinde görülebilme ...
Emmanuel P Prokopakis1,Constantinos A Bourolias1,Argyro J Bizaki1,Spyros K Karampekios2,George A Velegrakis1 ve John G Bizakis*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Alerji Hastalıklarında Uygulanan Testler:Göz Önünde Bulundurulan Parametreler ve Testlerin Önemi Ön bilgi: Alerji hastalarına uygulanan testlerden elde edilen sonuçlar, özellikle alerji uzmanları ve aile hekimlerinin klinik uygulamalarda bu türden hastalarının tedavilerine yönelik kararlarları almalarında ve değerlendirmeleri sırasındaki gereklilikleri saptamalarında önem taşımaktadır. Ön bilgi: Alerji hastalarına uygulanan testlerden elde edilen sonuçlar, özellikle alerji uzmanları ve aile hekimlerinin klinik uygulamalarda bu türden hastalarının tedavilerine yönelik kararlarları almalarında ve değerlendirmeleri sırasındaki gereklilikleri saptamalarında önem taşımaktadır. Yöntemler: Bu çalışmada, alerjik rinitten şüp ...
Sheryl L Szeinbach*†1,Spencer E Harpe†2, PBrock Williams†3 ve Hanaa Elhefni†4

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Ağrılı Diyabetik Nöropati ve Fibromiyalji Ağrılarınnda Duloksetin Kullanımı: Randomize Araştırmaların Sistematik Derlemesi Ön bilgi: Duloksetin hidroklorür bir 5-hidroksitriptamin ve norepinefrin geri alım inhibitörü olup depresyon, genel anksiyete bozuklukları, nöropatik ağrı ve kadınlardaki stres değişimlerinin tedavisinde kullanılmaktadır. Biz bu çalışmada, duloksetin tedavisinin diğer antidepresanlarla karşılaştırılabilmesini sağlamak amacı ile ağrılı diyabetik nöropati ve fibromiyaljideki etkililiğini araştırdık. Ön bilgi: Duloksetin hidroklorür bir 5-hidroksitriptamin ve norepinefrin geri alım inhibitörü olup depresyon, genel anksiyete bozuklukları, nöropatik ağrı ve kadınlardaki stres değişimlerinin tedavisinde kullanılmaktadır. Biz bu çalışmada, duloksetin tedavisinin diğer antidepresanlarla karşılaştırılabilmesini sağlamak amacı ile ağrılı ...
Asquad Sultan*1, Helen Gaskell2, Sheena Derry2 ve R Andrew Moore2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Matem ve Melankoliye Yeni Bir Bakış: Freud Metapsikoloji İlkeleri ile Nöropsikiyatride Empirik Bulguların Kesişimi Freud nöroloji kariyerine sinir sisteminin anatomi ve fizyolojisini çalışarak başlamıştır, ancak tarihteki yerini psikolojide yaptığı çalışmalara borçludur. Bu çalışmada modern klinik araştırmalarla tanımlanan fizyolojik süreçlerle Freud tarafından tanımlanan psikolojik süreçler arasındaki tutarlılıklara dikkat çekilmekte, depresyonda onun ünlü 'Matem ve melankoli' adındaki bildirisine özel bir vurgu yapılmaktadır. Freud nöroloji kariyerine sinir sisteminin anatomi ve fizyolojisini çalışarak başlamıştır, ancak tarihteki yerini psikolojide yaptığı çalışmalara borçludur. Bu çalışmada modern klinik araştırmalarla tanımlanan fizyolojik süreçlerle Freud tarafından tanımlanan psikolojik süreçler arasındaki tutarlılıklara dikkat çekilmekte, depresyonda ...
Robin L Carhart-Harris*1, Helen S Mayberg2,Andrea L Malizia1 ve David Nutt1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Meme Kanserinde Mikrometastatik Yayılım:Saptanması, Moleküler Yapısının Belirlenmesi ve Klinik Anlamı İmmünositokimyasal veya moleküler testler, metastaz belirtisi bulunmayan meme kanseri hastaları- nın % 10-60 ’ında kemik iliğindeki (Kİ) veya periferik kandaki tek hücre olarak yayılmış tümör hücrelerinin (YTH) saptanmasına olanak tanır. Son bildirilen çalışmalardan elde edilen bulgular, dola- şımdaki tümör hücresi (DTH) düzeylerinin prognozu yansıtan bir belirteç olabileceğini ve metastatik meme kanseri bulunan hastalarda terapötik yanıtın erken değerlendirmesi için kullanılabileceğini göstermektedir. İmmünositokimyasal veya moleküler testler, metastaz belirtisi bulunmayan meme kanseri hastaları- nın % 10-60 ’ında kemik iliğindeki (Kİ) veya periferik kandaki tek hücre olarak yayılmış tümör hücrelerinin (YTH) saptanmasına olanak tanır. Son bildirilen çalışmalardan elde edilen bulgular, dola- şımdaki tümör hücresi (DTH) düzeyler ...
Tanja Fehm1, Volkmar Müller2, Catherine Alix-Panabières3 ve Klaus Pantel4

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız