Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 292  Eylül 2008 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Ön bilgi: Vitiligo dünya nüfusunun %1 ila 4’ünü etkileyen bir hipopigmentasyon bozukluğudur. Olguların %50’si yirmi yaşın altındadır ve etkilenenlerin %16 ila 35’inde bu görüntü bozukluğu psikiyatrik morbiditeye neden olmaktadır.

Vitiligo Tedavisinde Doğal Sağlık Ürünlerinin Sistematik Bir Derlemesi

Ön bilgi: Vitiligo dünya nüfusunun %1 ila 4’ünü etkileyen bir hipopigmentasyon bozukluğudur. Olguların %50’si yirmi yaşın altındadır ve etkilenenlerin %16 ila 35’inde bu görüntü bozukluğu psikiyatrik morbiditeye neden olmaktadır. Yöntemler: Bizim hedefimiz, vitiligo tedavisinde etkin olabilen vitaminler, bitkisel ürünler ve diğer destek ürünleri gibi (NHP) doğal sağlık ürünlerini belirlemek için yayımlanmış bilimsel literatürün ayrıntılı bir sistematik derlemesini yapmaktı. Biz, vitiligo, lökoderma ve çeşitli NHP terimleri için MEDLINE ve EMBASE dahil 8 veri tabanını taradık. İleriye dönük kontrollü klinik insan çalışmaları belirlendi ve kalite değerlendirmesi yapıldı. Bulgular: Onbeş klinik çalışma belirlendi ve tedavi için kullanılan NHP'ye göre 4 kategoriye ayrıldı. 1) Bir çalışmada monoterapi olarak ve 3 çalışmada fototerapiye ek tedavi olarak L-fenilalanin değerlendirilmiş. Tümü yararlı sonuç bildirmiş. 2) Üç klinik çalışmada farklı geleneksel Çin ilaç ürünlerinden faydalanılmış. Her biri çalışmada aktif gruplarda geleneksel Çin ilacının faydası bildirilmiş olmasına rağmen, çalışmaların kalitesi düşüktü. 3) Altı çalışmada vitiligo tedavisinde bitkilerin kullanımı araştırılmış, 4 çalışmada bitkiler fotosensitizan ajan olarak kullanılmış. Çalışmalarda fotosensitizan bitkilerin fototerapiyle birlikte etkili olabilece ğini söyleyen kanıtlar zayıftı ve Ginkgo biloba’nın vitiligoda monoterapi olarak kullanımı lehine kanı tlar da orta güçteydi. 4) İki klinik çalışmada vitiligo tedavisinde vitaminlerin kullanımı araştırılmış. Birinde folik asit ile oral kobalamin test edilmiş ve kontro olgularına nazaran hiçbir anlamlı gelişme gösterilememiş. Diğer bir çalışmada, E vitamini ile fototerapi birlikte kullanılmış ve sadece fototerapiye göre daha iyi repigmentasyon sağlanmış. Sonuç noktası ölçütlerindeki büyük farklılık ve düşük bildirim kalitesi nedeniyle çalışma verilerinin meta analitik maksatlarla havuzlanması mümkün olmadı. Sonuç: Vitiligoda NHPlerin etkililiğini araştıran yayınlar vardır, ancak yöntem açısından nitelikleri düşüktür ve önemli bildirim kusurlarını içerir. L-fenilalanin fototerapiyle birlikte kullanılmıştır ve monoterapi olarak oral Ginkgo biloba umut vericidir ve daha fazla araştırılmalıdır.

Orest Szczurko ve Heather S Boon*

Kapak Resmi:
BMC Dermatology 2008, 8:2 doi:10.1186/1471- 5945-8-2

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Diyet Danışmanlığı ile Birlikte Egzersiz Programı Bozulmuş Glukoz Toleransı Olan Orta Yaşlı Erişkinlerdeki Mitokondriyal Şaperon Oluşumunu Arttırmaktadır Ön bilgi: İnsulin direnci ve diyabet, oksidatif streste artış ve hücresel savunma mekanizmalarında bozulma ile bağlantılıdır. Bizim amacımız, uzun süreli bir egzersiz ve diyet girişimi sırasında, orta yaşlı obes hastaların farklı iskelet kası fenotiplerindeki glukoz metabolizması ile antioksidatif kapasite ve ısı şok proteini (HSP) savunması arasındaki etkileşimşeri araştırmaktı. Ön bilgi: İnsulin direnci ve diyabet, oksidatif streste artış ve hücresel savunma mekanizmalarında bozulma ile bağlantılıdır. Bizim amacımız, uzun süreli bir egzersiz ve diyet girişimi sırasında, orta yaşlı obes hastaların farklı iskelet kası fenotiplerindeki glukoz metabolizması ile antioksidatif kapasite ve ısı şok proteini (HSP) sav ...
Miko Venojarvi*1,2,3, Sirkka Aunola3,Raivo Puhke4, Jukka Marniemi3, Helena Hamalainen5, Jaana Lindstrom6, Merja Rastas7,Jukka-Pekka Halonen5,Kirsti Hallsten8, Pirjo Nuutila8,Osmo Hanninen1 ve Mustafa Atalay

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Lipid Düşürücü Peroksizom Proliferatör Aktive Reseptör Ligandı Bezafibrat Koroner Arter Hastalığı Bulunan Hastalarda Kolon Kanserini Önler mi? Ön bilgi: Epidemiyolojik çalışmalar, hipertrigliserideminin ve insülin direncinin kolon kanseri gelişimiyle bağlantılı olduğunu düşündürmektedir. Lipid ve glukoz metabolizmasında yaşamsal rol oynayan nükleer peroksizom proliferatör aktive reseptörlerin (PPAR) kolon kanserogenezinde görev aldı kları ileri sürülmüştür. Hayvan çalışmalarında, lipid düşürücü PPAR ligandı bezafibrat kolon tümörlerini baskılamıştır. Ön bilgi: Epidemiyolojik çalışmalar, hipertrigliserideminin ve insülin direncinin kolon kanseri gelişimiyle bağlantılı olduğunu düşündürmektedir. Lipid ve glukoz metabolizmasında yaşamsal rol oynayan nükleer peroksizom proliferatör aktive reseptörlerin (PPAR) kolon kanserogenezinde görev aldı kları ileri sürülmüştür. Hayvan çalışmaları ...
Alexander Tenenbaum1,Valentina Boyko2, Enrique Z Fisman*1, Ilan Goldenberg2 Yehuda Adler1, Micha S Feinberg1, Michael Motro1, David Tanne2, Joseph Shemesh1, Ehud Schwammenthal1 ve Solomon Behar2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Norveç’te İşlemden Geçirilmiş Koyun Etinden Üretilen Sosis Kaynaklı stx2-pozitif Escherichia Coli O103:H25’in Neden Olduğu Hemolitik Üremik Sendrom Salgını Ön bilgi: 20-21 Şubat 2006 tarihlerinde Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü’ne pediyatristler tarafından diyareye bağlı 6 hemolitik üremik sendrom (HUS) olgusu bildirildi. Etkeni tanımlamak ve kontrole yönelik önlemlerin alınabilmesi için salgın kaynağının saptanması amacıyla araştırma başlatıldı. Yöntemler: Bir “olgu”; Norveç’te, 1 ocak 2006’dan sonra tespit edilen, diyareye bağlı HUS’u olan çocuk hasta veya salgından sorumlu olan E. coli O103 (çok lokuslu değişken sayılı ardışık tekrarlar analizi [MLVA:multi-locus variable number repeats analysis] profiline göre tanımlanmıştır) suşu ile infekte herhangi bir hasta olarak tarif edildi. Ön bilgi: 20-21 Şubat 2006 tarihlerinde Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü’ne pediyatristler tarafından diyareye bağlı 6 hemolitik üremik sendrom (HUS) olgusu bildirildi. Etkeni tanımlamak ve kontrole yönelik önlemlerin alınabilmesi için salgın kaynağının saptanması amacıyla araştırma başlatıldı. Yöntemler: Bir “olgu”; Nor ...
Barbara Schimmer1, 2,Karin Nygard*1, Hanne-Merete Eriksen1, Jorgen Lassen3, Bjorn-Arne Lindstedt3, Lin T Brandal3,Georg Kapperud3 4 ve Preben Aavitsland1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Yaşlılarda Aşı Konusunda Karşılaşılan Güçlükler Yaşlılarda infeksiyona gitgide artan yatkınlık toplum sağlığı hizmetlerinde önemli bir yük oluşturmaktadır. Yaşlanmış bir immün sistem yaşlı insanlarda infeksiyon oranı artışının iyi belgelenmiş bir nedenidir. Bu tür immünosenesens (immün sistem yaşlanması) çok etkenli olup henüz tüm yönleriyle tam anlaşılabilmiş değildir. Yaşlılarda infeksiyona gitgide artan yatkınlık toplum sağlığı hizmetlerinde önemli bir yük oluşturmaktadır. Yaşlanmış bir immün sistem yaşlı insanlarda infeksiyon oranı artışının iyi belgelenmiş bir nedenidir. Bu tür immünosenesens (immün sistem yaşlanması) çok etkenli olup henüz tüm yönleriyle tam anlaşılabilmiş değildir. İmmünosenese ...
Richard Aspinall1, Guiseppe Del Giudice2,Rita B. Effros3, eatrix Grubeck-Loebenstein4 ve Suryaprakash Sambhara5

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Gram-Negatif Antibiyotik Direnci:Bir Maliyeti Var Acinetobacter spp., Pseudomonas aeruginosa ve (geniş spektrumlu b-laktamaz üretimi nedeniyle) Enterobacteriaceae gibi ağır nozokomyal infeksiyonlardan sorumlu bazı gram negatif patojenlerde direnç oranları artıyor. Bu organizmaların çoğul dirençli suşlarının varlığı, özellikle ilk antibiyotik tedavisinin etken patojeni kapsayamaması halinde daha uzun hastane yatışlarına, daha yüksek sağlık harcamalarına ve mortalite artışına neden olabilmektedir. Acinetobacter spp., Pseudomonas aeruginosa ve (geniş spektrumlu b-laktamaz üretimi nedeniyle) Enterobacteriaceae gibi ağır nozokomyal infeksiyonlardan sorumlu bazı gram negatif patojenlerde direnç oranları artıyor. Bu organizmaların çoğul dirençli suşlarının varlığı, özellikle ilk antibiyotik tedavisinin etken patojeni kapsayamaması ha ...
Thomas G Slama

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Birincil Çok Odaklı Kemik Hodgkin Lemfoması Ön bilgi: Hodgkin Hastalığı (HD) en sık periferik lemf düğümlerinde, özellikle de servikal olanlarında ilerleyici, ağrısız büyüme ile ortaya çıkmaktadır. Çok az sayıdaki çocukta sistemik belirtiler ve kilo kaybı da görülebilmektedir. Tanı anında kemik tutulumuna sık rastlanmamaktadır. Olgu sunumu: Yedi yaşındaki bir erkek çocuğunda Birincil Çok Odaklı Kemik Hodgkin Lemfoması olgusu tanımlanmaktadır. Ön bilgi: Hodgkin Hastalığı (HD) en sık periferik lemf düğümlerinde, özellikle de servikal olanlarında ilerleyici, ağrısız büyüme ile ortaya çıkmaktadır. Çok az sayıdaki çocukta sistemik belirtiler ve kilo kaybı da görülebilmektedir. Tanı anında kemik tutulumuna sık rastlanmamaktadır. Olgu sunumu: Yedi yaşındaki bir erkek çocuğunda Bir ...
Clare R Langley*1, Simon JW Garrett2, Jill Urand3, Janice Kohler3 ve Nick MP Clarke3

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Diş Çekimi Sonrası Streptococcus Viridans’a Bağlı Pubik Osteomiyelit: Olgu Bildirimi Giriş: Ani kasık ağrısı, kalça hareketlerinde ağrının neden olduğu kısıtlılık ve ateş yakınmaları ile gelen atletik bireylerde pubik osteomiyelitten şüphelenilmelidir. Çoğunlukla atipik yürüyüş bozukluğu ve pelvik kavşakta yaygın ağrı ile gelen nadir ve şaşırtıcı bir hastalıktır. En sık karşılaşılan etken Staphylococcus aureus’tur ancak bazen infeksiyöz ajanları tanımlama amaçlı gayretler sonuçsuz kalabilmektedir. Giriş: Ani kasık ağrısı, kalça hareketlerinde ağrının neden olduğu kısıtlılık ve ateş yakınmaları ile gelen atletik bireylerde pubik osteomiyelitten şüphelenilmelidir. Çoğunlukla atipik yürüyüş bozukluğu ve pelvik kavşakta yaygın ağrı ile gelen nadir ve şaşırtıcı bir hastalıktır. En sık karşılaşılan etken Staphylococcus aureus’tu ...
Naseem Naqvi*1, Rizwana Naqvi2, Christopher Wong3 ve Sushmita Pearce4

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Aşırı Kola Tüketimine Bağlı Kronik Hipokalemi:Bir Olgu Bildirimi Elliiki yaşında bir erkekte hipertansiyona yönelik diüretik tedavisinin kesilmesi ve yoğun oral potasyum desteğine karşın ağır kronik hipokalemi bulunuyordu. Serum potasyum düzeyi hastaneye yatırılarak geçici olarak normal değerlerine getirildiği halde, hasta hastaneden ayrıldıktan sonra hipokalemi tekrarlı- yordu. Elliiki yaşında bir erkekte hipertansiyona yönelik diüretik tedavisinin kesilmesi ve yoğun oral potasyum desteğine karşın ağır kronik hipokalemi bulunuyordu. Serum potasyum düzeyi hastaneye yatırılarak geçici olarak normal değerlerine getirildiği halde, hasta hastaneden ayrıldıktan sonra hipokalemi tekrarlı- yordu. Yaygın zayışık ve yo ...
Clifford D Packer

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Yüzeysel Radiyal Sinir Sıkılmasına Neden Olan Dirsekteki Bir Gangliyon Kisti:Bir Olgu Sunumu Giriş: Sadece yüzeyel radiyal siniri gererek nörolojik belirtilere neden olan dirsekte çok nadir görülen bir gangliyon kisti olgusunu sunmaktayız. Daha önceden dirsekte radiyal sinir paralizine neden olan gangliyonların posteriyor interosseos sinirin derin dalını ve yüzeyel radiyal siniri etkilediği bildirilmiştir, ancak tek başına yüzeyel radiyal sinir tutulumu ile ilgili bir bildirim bulunmamaktadır. Giriş: Sadece yüzeyel radiyal siniri gererek nörolojik belirtilere neden olan dirsekte çok nadir görülen bir gangliyon kisti olgusunu sunmaktayız. Daha önceden dirsekte radiyal sinir paralizine neden olan gangliyonların posteriyor interosseos sinirin derin dalını ve yüzeyel radiyal siniri etkilediği bildirilmiştir, ancak tek başına yüz ...
John McFarlane *1, Ravi Trehan1, Miguel Olivera2,Carl Jones1, Simon Blease1 ve Paul Davey1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız