Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 277  Haziran 2007 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Piyoderma gangrenozum (PG), infeksiyonlarla ilişkisi olmayan ve nadir görülen nötrofilik bir dermatozdur. Klinik olarak hızla ilerleyip menekşemsi renkteki sınırları belirgin olmayan, değişken derinlik ve boyutlardaki ağrılı ülserlere dönüşen steril püs

Piyoderma Gangrenozum – Bir Derleme

Piyoderma gangrenozum (PG), infeksiyonlarla ilişkisi olmayan ve nadir görülen nötrofilik bir dermatozdur. Klinik olarak hızla ilerleyip menekşemsi renkteki sınırları belirgin olmayan, değişken derinlik ve boyutlardaki ağrılı ülserlere dönüşen steril püstüllerle başlar. En sık bacaklar tutulur, ancak derinin diğer bölgeleri ve mukoza membranları da tutulabilir. Seyri hafif ya da malign, kronik ya da ataklarla seyreden özellikte olabilir, çarpıcı morbidite söz konusudur. Bazı piyoderma gangrenozum olgularına altta yatan bir hastalı k eşlik eder; en sık inşamasyonlu barsak hastalığı, romatoloji ya da hematoloji hastalıkları ve malign hastalıklar görülür. Piyoderma gangrenozum tanısı altta yatan hastalık öyküsüne, tipik klinik sunuma, histopatolojiye ve benzer görünüme neden olabilecek diğer hastalıkların dışlanmasına dayanır. İnsidans 20 ila 50’li yaşlarında doruk noktasındadır ve kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Etiyoloji henüz net olarak bilinmemektedir. Piyoderma gangrenozumun tedavisi sıkıntılıdır. Rastgele, çift körlü, ileriye dönük ve çok merkezli piyoderma gangrenozum çalışmaları yoktur. Belgelenmiş en iyi tedaviler sistemik kortikosteroidler ve ciclosporin A’dır. Dirençli olgularda steroidler sitotoksik ilaçlarla birlikte kullanılmıştır. Steroidlerin sulfa ilaçlarla ya da immün baskılayıcılarla birleşimleri steroid koruyucu modeller olarak kullanılmıştır. Crohn hastalığında anti-tümör nekroz alfa tedavisi piyoderma gangrenozumda hızlı bir yanıta neden olmuştur. Seçilmiş olgularda deri nakilleri ve biyomühendislikle hazırlanmış deri immün baskılayıcı tedaviye yardımcı olarak yararlıdır. Modern yara pansumanlarıyla topik tedavi ağrının ve ikincil infeksiyon riskinin en aza indirilmesi açısından yararlıdır. Tedavideki güncel gelişmelere rağmen, piyoderma gangrenozumun seyri ve sonucu öngörülemez özelliğini sürdürmektedir.

Uwe Wollina*

Kapak Resmi:
Orphanet Journal of Rare Diseases 2007, 2:19 doi:10.1186/1750- 1172-2-19

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

HİV-Pozitif Hastalarda Gen Terapisi İyi Bir Tedavi Yaklaşımı mıdır? HİV-1 infeksiyonu için kullanılabilecek gen terapisindeki gelişmeler ve seçeneklere karşın, klinik koşullarda kullanımı zordur. Her ne kadar, HİV-1 üzerinde yapılan klinik araştırmalar sonucu yayınlanan bilgiler gen terapisinin güvenilirliğini gösterse ve kullanım ilkesini destekleyen kanıtlar sunsa da, infekte hastalarda pozitif klinik sonuçlar henüz gösterilememiştir. Bu yavaş ilerlemenin nedeni HİV’ın kompleks bir multi- organ sistem infeksiyonu olması olabilir. HİV-1 infeksiyonu için kullanılabilecek gen terapisindeki gelişmeler ve seçeneklere karşın, klinik koşullarda kullanımı zordur. Her ne kadar, HİV-1 üzerinde yapılan klinik araştırmalar sonucu yayınlanan bilgiler gen terapisinin güvenilirliğini gösterse ve kullanım ilkesini destekleyen kanıtlar sunsa da, infekte hastalarda pozitif klini ...
Jai G Marathe1 ve Dawn P Wooley*1,2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Nazi Döneminde Psikiyatri:Günümüzün Profesyoneli İçin Etik Dersler Tarihte ilk kez Nazi dönemi psikiyatristleri hastalarını sistemli bir şekilde yok etmek istemişlerdir. Ne var ki, bu karanlık dönemden klinik ve araştırma psikiyatrisi adına öğrenilebilecek bilgileri analiz eden çok az bildiri yayınlanmıştır. Soykırım sürecinin her aşamasında pek çok psikiyatristin Nazi politikasının başarı- sında kritik önemde merkezi, kilit roller oynadığı gaddarlıklara derin bir bağlılık duyduklarını gösteren etik dışı ve haince uygulamalar dizileri yatmaktadır. Tarihte ilk kez Nazi dönemi psikiyatristleri hastalarını sistemli bir şekilde yok etmek istemişlerdir. Ne var ki, bu karanlık dönemden klinik ve araştırma psikiyatrisi adına öğrenilebilecek bilgileri analiz eden çok az bildiri yayınlanmıştır. Soykırım sürecinin her aşamasında pek çok psikiyatristin Nazi politikasının başarı- sında krit ...
Rael D Strous*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

New York Eyaletinde Son Zamanlarda Görülen Fungal Keratit Olgularında Elde Edilen Fusarium İzolatlarının Moleküler Nitelemesi, Biyofilm Analizi ve Deneysel Biyofouling İncelemesi Ön bilgi: Kontakt lens kullanıcılarında son zamanlarda tespit edilen fungal keratitten elde edilen fusarium izolatlarını nitelemek ve MoistureLoc solüsyonu ile mantar infeksiyonu arasındaki bağlantıyı incelemek. Yöntemler: New York Eyaletinde son zamanlarda tespit edilen keratit olgularından elde edilmiŞ olan altı mantar izolatı incelendi. İzolatlar nükleotid dizinleme ve multiple genlerin filogenetik analizleri ile nitelendi ve daha sonra minisatellit ve mikrosatellit problar kullanılarak tiplendirildi. Deneysel fungal biyofilm oluşumu standart yöntemlerle test edildi. Biyofouling incelemelerinde, MoistureLoc solüsyonları fusarium kontaminasyonunu elimine etmedeki etkinlikleri yönünden test edildi. Ön bilgi: Kontakt lens kullanıcılarında son zamanlarda tespit edilen fungal keratitten elde edilen fusarium izolatlarını nitelemek ve MoistureLoc solüsyonu ile mantar infeksiyonu arasındaki bağlantıyı incelemek. Yöntemler: New York Eyaletinde son zamanlarda tespit edilen keratit olgularından elde edilmiŞ olan altı mantar izolatı incel ...
MadhuDyavaiah†1,RamaRamani†1,DavidSChu3,DavidCRitterband4 MahendraKShah5,WilliamASamsonoff6 SudhaChaturvedi1,2 ve VishnuChaturvedi*1,

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Masif Üst Gastrointestinal Kanama ile Birlikte Akut Kolesistit: Bir Olgu Bildirisi ve Literatür Derlemesi Ön bilgi:Sistik arterin psödoanevrizması, kolesistit sonrası, nadir görülen bir komplikasyondur. Üst gastrointestinal kanama (ÜGİK) ile sunumu daha da nadirdir. Literatürde sistik arter psödoanevrizması olan on üç hasta bildirilmiştir ve bunların sadece ikisi ÜGİK ile başvurmuştur. Olgu sunumu: Biz akut kolesistit tablosu ardından sistik arter psödoanevrizması gelişen 43 yaşında bir bayan bildiriyoruz. Hasta, duruş ile ilgili belirtiler, hematemez ve melena ile hastaneye başvurdu. Üst gastrointestinal endoskopide duodenumun ilk bölümünde pıhtıların yapışmış olduğu duodenum ülseri tespit edildi. Ultrasonografide porta hepatitse safra taşları ve psödoanevrizma saptandı. Ön bilgi:Sistik arterin psödoanevrizması, kolesistit sonrası, nadir görülen bir komplikasyondur. Üst gastrointestinal kanama (ÜGİK) ile sunumu daha da nadirdir. Literatürde sistik arter psödoanevrizması olan on üç hasta bildirilmiştir ve bunların sadece ikisi ÜGİK ile başvurmuştur. Olgu sunumu: Biz akut kolesistit tablosu ardından sist ...
Sundeep S Saluja*1,Sukanta Ray1,Manpreet S Gulati2 Sujoy Pal1,Peush Sahni1 and Tushar K Chattopadhyay1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Künt Travmaya İkincil Gelişen Distal Torasik Özofagus Yırtılması: Olgu sunumu Ön bilgi: Distal özofagusun künt travmaya bağlı travmatik yırtılma çok nadir görülen bir durumdur ve önemli morbidite ve mortalite oranlarına neden olur. Bu durum, belirti ve bulguların sıklıkla daha sık görülen künt torasik yaralanmalar ile maskelenmesi veya bunlara bağlanması nedeniyle geciken tanı ve tedaviye bağlı daha da kötüleşir. Ön bilgi: Distal özofagusun künt travmaya bağlı travmatik yırtılma çok nadir görülen bir durumdur ve önemli morbidite ve mortalite oranlarına neden olur. Bu durum, belirti ve bulguların sıklıkla daha sık görülen künt torasik yaralanmalar ile maskelenmesi veya bunlara bağlanması nedeniyle geciken tanı ve tedaviye bağlı daha da kötüleşir ...
Dirk C Strauss, Ruchi Tandon ve Robert C Mason*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız