Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 276  Mayıs 2007 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Kanser terapisinde elde edilen çok büyük ilerlemeler sonucunda bazı kanser türlerine bağlı olan morbidite ve mortalite oranlarında önemli azalmalar sağlanmıştır. Onkolojik hastaların terapötik yönetimi arası nda karma ilaç uygulamaları, radyasyon terapi

Kanser Terapisi ve Kardiyotoksisite: Ardışık Doppler Ekokardiyografi Uygulama Gereği

Kanser terapisinde elde edilen çok büyük ilerlemeler sonucunda bazı kanser türlerine bağlı olan morbidite ve mortalite oranlarında önemli azalmalar sağlanmıştır. Onkolojik hastaların terapötik yönetimi arası nda karma ilaç uygulamaları, radyasyon terapisi ve cerrahi girişim yer almaktadır. Bu terapilerin birço- ğunda hem yaşam kalitesini hem de prognozu olumsuz bir şekilde etkileyebilecek olumsuz kardiyovasküler komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Birkaç yıldan beri kardiyotoksisitenin izlenmesinde en sık kullanı lan, invaziv olmayan yöntem radyonüklit ventrikülografidir, ancak eforlu EKG ve stres miyokardiyal perfüzyon görüntüleme gibi testler de iskemik komplikasyonları belirleyebilmektedir ve 24 saatlik Holter izlemi ile de şüphelenilen ritim bozuklukları saptanabilmektedir. Troponin I ve T ve B-tipi natriüretik peptid gibi biyobelirteçler kardiyotoksisitenin erken dönemde belirlenmesinde yararlı olabilmektedir. Bununla birlikte günümüzde kanser terapisine bağlı kardiyotoksisitenin izlenmesinde en yaygın kullanılan, invaziv olmayan yöntem Doppler-ekokardiyografidir; bunun sayesinde kanser terapisine bağlı kardiyak komplikasyonları n belirli türleri saptanabilmektedir: sol ventrikül (sistolik ve diyastolik) fonksiyon bozukluğu, kalp kağağı hastalığı, perikardit ve perikard efüzyonu, karotid arter lezyonları gibi. Entegre Backscatter ve doku Doppler’i gibi ileri ultrason yöntemleri aynı zamanda anteriyor ve lateral göğüs duvarından “akciğer komet”inin ultrasonla basit bir şekilde saptanmasını sağlayabilir ve kardiyak tutulumun erken, subklinik tanısında yardımcı olabilir. Ardışık Doppler ekokardiyografik değerlendirme ile onkolojik hastalar tedavinin başlanmasından önce, tedavi sırasında ve tamamlanmasından sonra değerlendirilmelidir. Erken ve geç, kümülatif kardiyak toksisiteye neden olan antrasiklinler kullanılırken bunun yaşamsal önemi vardır. Radyasyon verilmesinin tamamlanmasından birkaç yıl sonra zararlı etkileri ortaya çıkabilen radyasyon terapisinden sonra ekokardiyografik izlem yapılması artık kaçınılmaz gibi durmaktadır.

Maurizio Galderisi*,Francesco Marra,Roberta Esposito Vincenzo SchianoLomoriello, Moira Pardo ve Oreste de Divitiis

Kapak Resmi:
Division of cardioangiology with CCU of Department of Clinical and Experimental Medicine, Federico II University Hospital, Naples, Italy

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Antiepileptik İlaçlar ve Kemik Metabolizması Antiepileptik ilaçlar, antikonvülsanlar, benzodiazepinler, enzim uyaranları ya da inhibitörleri gibi sitokrom P450 ve diğer enzimlerin indüksiyonu dahil olmak üzere D vitamini katabolizmasına ve hipokalsemiye neden olabilen ve düşük kemik kütlesi ve kırık riskini anlamlı derecede etkileyebilen geniş bir ilaç grubunu ifade ederler. Günümüz hesaplarına göre tüm dünyadaki yaklaşık 50 000 000 epilepsi hastası insan ve diğer indikasyonlar için bu ilaçların kullanımındaki hızlı yükseliş göz önüne alındığında, antiepileptik ilaçların kullanı mıyla ilişkili kemik hastalığı milyonlarca insan için ciddi bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıkmaktadı r. Bununla birlikte, kemik hastalığı genellikle anlaşılmamakta ve tedavi edilmemektedir. Antiepileptik ilaçlar, antikonvülsanlar, benzodiazepinler, enzim uyaranları ya da inhibitörleri gibi sitokrom P450 ve diğer enzimlerin indüksiyonu dahil olmak üzere D vitamini katabolizmasına ve hipokalsemiye neden olabilen ve düşük kemik kütlesi ve kırık riskini anlamlı derecede etkileyebilen geniş bir ilaç grubunu ifade ederler. Günü ...
Helen A Valsamis1,Barbara Labban3 ve Samy I McFarlane*2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Herediter Trombofili Trombofili uygunsuz pıhtılaşma eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Bebeklik ve çocukluk döneminde gerçekleşen trombotik olaylar önemli bir mortalite ve morbidite nedenidir. Pıhtılaşma eğilimi genetik etmenlere, pıhtılaşma mekanizmasında edinsel değişikliklere ya da daha sık olmak üzere genetik ve edinsel etmenlerin etkileşimine bağlıdır. Son yüzyılda trombofilinin edinsel ve genetik nedenlerine yönelik yoğun araştırmalar yapılmış, özellikle venöz dolaşımdaki pıhtılaşma olayları üzerine eğilinmiştir. Trombofili uygunsuz pıhtılaşma eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Bebeklik ve çocukluk döneminde gerçekleşen trombotik olaylar önemli bir mortalite ve morbidite nedenidir. Pıhtılaşma eğilimi genetik etmenlere, pıhtılaşma mekanizmasında edinsel değişikliklere ya da daha sık olmak üzere genetik ve edinsel etmenlerin etkileşimine bağlıdır. ...
Salwa Khan*1 and Joseph D Dickerman2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Koroner Arter Fistülleri Koroner arter fistülü bir ya da daha fazla koroner arterle kalp odacığı ya da büyük damar arasındaki bir bağlantıdır. Az görülen bir kusurdur ve genelde tek başına olur. Kesin insidansı bilinmemektedir. Bu fistüllerin büyük kısmı doğumsaldır, ancak nadiren de olsa kalp cerrahisi sonrası da gelişebilir. Onlu ya da yirmili yaşlarda, özellikle lezyon küçükse genelde belirti vermez ya da komplikasyona yol açmaz. Bu yaştan sonra, hem belirtilerin hem de komplikasyonların sıklığı yükselir. Komplikasyonlar arasında komşu miyokarddan ‘çalma’, tromboz ve embolizm, kalp yetersizliği, atriyal fibrilasyon, yırtılma, endokardit/endarterit ve ritim bozukluğu bulunmaktadır. Fistül içi tromboz az görülür, ancak akut miyokard infarktüsüne, paroksizmal atriyal fibrilasyona ve ventrikül odaklı ritim bozukluğuna yol açabilir. Anevrizma dönüşümü gösteren fistül yırtılmasına bağlı hemoperikardium da bildirilmiştir. Koroner arter fistülü bir ya da daha fazla koroner arterle kalp odacığı ya da büyük damar arasındaki bir bağlantıdır. Az görülen bir kusurdur ve genelde tek başına olur. Kesin insidansı bilinmemektedir. Bu fistüllerin büyük kısmı doğumsaldır, ancak nadiren de olsa kalp cerrahisi sonrası da gelişebilir. Onlu ya da yirmili yaşlarda, özel ...
Shakeel A Qureshi*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Gerçekten Toksikden Oldukça Özgüle Yeni Çiçek Virüsü İlaçları Çiçeğe neden olan variola virüsünün biyolojik bir silah olarak olası kullanımı ve Afrika’da maymun çiçe ği virüsünün endemik olarak bulunması orthopoxvirus infeksiyonlarının daha etkili tedavisine olan gereği göstermektedir. Virüs infeksiyonlarının kontrolüne yönelik kemoterapötik yaklaşımlar bakteri infeksiyonlarını hedeşeyen yaklaşımlar kadar başarılı olamamaktadır. Bakteriler genelde hücrelerin dı- şında çoğaldığı ve antibiyotiklerin yöneltildiği metabolik fonksiyonları bulunduğu halde, virüsler konak hücrelerin içinde çoğalmakta ve hücrelerin metabolik yolaklarını kullanmaktadır. Bu gerçek, virüsün konağa zarar vermeden seçici olarak hedeşenmesini güçleştirmektedir. Bu nedenle, çiçek virüsüne kar- şı antiviral ilâçların geliştirilmesinde ilk başta viral replikasyon döngüsünün benzersiz özelliklerine veya seçici olarak hedeşenen viral proteinlere odaklanılmıştır. Çiçeğe neden olan variola virüsünün biyolojik bir silah olarak olası kullanımı ve Afrika’da maymun çiçe ği virüsünün endemik olarak bulunması orthopoxvirus infeksiyonlarının daha etkili tedavisine olan gereği göstermektedir. Virüs infeksiyonlarının kontrolüne yönelik kemoterapötik yaklaşımlar bakteri infeksiyonlarını hedeşeyen ya ...
Katja Sliva ve Barbara Schnierle*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

İV Tedaviyi Kabul Etmeyen Erkek Çocuk: Ewing Sarkomu Olan Bir Çocukta Subkütan Clodronate kullanımı Malign hastalıklarda kemik ağrısının tedavisi zordur. Kemik ağrısı olan erişkinlerin tedavisinde bisfosfonat grubu ilaçların yararlı olduğu bilinmektedir, ancak bu indikasyon ile çocuklarda kullanımı yönünde herhangi bir olgu bildirimi yapılmamıştır. Pediyatrik palyatif tedavide erişkin çalışmalarından elde edilen bilginin çocuklara uygulanmasında bazı engeller vardır. Engel ilk olarak ilacın çocukta kullanılabileceği yönünde kanıt olup olmadığının bulunmasında ve ilaç seçildiğinde optimum uygulama yolunun belirlenmesindedir. Bu durumda çocuk doktorlarına kılavuzluk edecek yeterince veri yoktur. Olgu sunumu: Ekstremite ağrısı opiyat, gabapentin ve non-steroid anti-inşamatuar ilaç birleşimine yanıt vermeyen, dissemine Ewing sarkomu olan 9 yaşında bir erkek hasta başvurdu. Kemik ağrısını tedavi etmek üzere bisfosfonat grubundan bir ilaç olan clodronate rejime eklendi. Malign hastalıklarda kemik ağrısının tedavisi zordur. Kemik ağrısı olan erişkinlerin tedavisinde bisfosfonat grubu ilaçların yararlı olduğu bilinmektedir, ancak bu indikasyon ile çocuklarda kullanımı yönünde herhangi bir olgu bildirimi yapılmamıştır. Pediyatrik palyatif tedavide erişkin çalışmalarından elde edilen bilginin çocuklara uy ...
HaroldSiden*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız