Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 275  Nisan 2007 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Ön bilgi: Stroma-epitel etkileşimleri meme dokusu için oldukça önemlidir zira bu etkileşimlerin yanlı ş düzenlenmesi tümör oluşumunu ve yayılımı kolaylaştırabilir. Bunun yanında, kollajenden yoğun meme dokusunda meme kanseri riski yüksektir, ancak kolla

Tümör-Stroma Ara Yüzündeki Kollajen Reorganizasyonu Yerel Yayılımı Hızlandırır

Ön bilgi: Stroma-epitel etkileşimleri meme dokusu için oldukça önemlidir zira bu etkileşimlerin yanlış düzenlenmesi tümör oluşumunu ve yayılımı kolaylaştırabilir. Bunun yanında, kollajenden yoğun meme dokusunda meme kanseri riski yüksektir, ancak kollajen yoğunluğu ile tümör oluşumu arasındaki ilişki tam anlaşılabilmiş değildir. İn vivo epitel-stroma etkileşimi konusundaki bilgilerin yetersizli ği nedeniyle, matriks organizasyon, yoğunluk ve içeriğinin tümör oluşumu ve ilerlemesini nasıl etkilediğini anlayabilmek için normal epitelyum ve meme tümörünü çevreleyen sağlıklı dokulardaki stromanın görüntülenmesi gerekir. Yöntemler: Normal memede, meme tümörlerinde ve tümör eksplantlarındaki epitel-stroma etkileşimleri üç boyutlu kültürlerde histoloji, elektron mikroskopi ve doğrusal olmayan optik görüntüleme yöntemleriyle çalışıldı. Canlı tümör dokusunda tümör-stroma ara yüzünün ex vivo görüntülemesinde, endojen şoroforları n multifoton eksitasyonu (MPE) için multifoton laser-scanning mikroskopi (MPLSM) ve stroma kollajeninin görüntülemesi için ikinci harmonik jenerasyon (SHG) kullanıldı. Bulgular: Bütünlüğü bozulmamış, fikse edilmemiş ve kesitlere ayrılmamış meme bezlerindeki duktusların çevresinde ve tümörlerde özgün kollajen yapıların organizasyonunu anlayabilmek için hem laser-scanning multifoton hem de ikinci harmonik jenerasyon mikroskopisi kullanıldı. Kollajen dansitesindeki yerel bozulmaların açıkça görülüyor olması bize yayılan kollajen lişeri gibi klasik histolojik tekniklerle gösterilemeyen meme stromasının organizasyonu konusunda üç boyutlu bilgi edinme şansı verdi. Dahası, tümörlerin yerleşimini ve özelliklerini belirleyecek yeni belirteçler sağlayan 3 adet tümör ilişkili kolajen betimleyici (tumor associated collagen signatures –TACS) belirledik. Özellikle yerel yayılım yapan hücrelerin belli bazı dizili kollajen lişeri boyunca yerleşmesi, kollajen lişerinin tümörlere göre radyal diziliminin yayılımı hızlandırdığını düşündürüyordu. Bu gözlemle uyumlu olarak, rasgele organize olmuş kollajen matriksinde kültür edilen primer tümör eksplantlarının kollajen lişerini tekrar sıralaması ile birlikte her bir tümör hücresi radyal dizilimli lişer boyunca göç edebilmekteydi. Sonuç: Bu tümör ilişkili kolajen betimleyici sunumu bize elle hissedilemeyecek tümörleri belirleme ve tümör-stroma sınırında bulunan ve stromayı radyal dizilimli kollajen lişer boyunca invaze eden hücreleri görme şansı verdi. Bu durumda, TACS tümörün invaziv olduğunu ya da olabileceğini göstermeli ve aynı zamanda hayvan ve insan dokusunda meme tümörünü tanımlama ve özelliklerini belirleme stratejisinde de yer alabilmelidir.

Paolo P Provenzano*1,2, Kevin W Eliceiri2,Jay M Campbell2,David R Inman1, John G White2 and Patricia J Keely*1,2

Kapak Resmi:
1Department of Pharmacology, University of Wisconsin, Madison, WI, USA. and 2Molecular Biology Program, Laboratory for Optical and Computational Instrumentation, University of Wisconsin, Madison, WI, USA.

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

İnfluenza A Virüsünün PB1-F2 Proteini: Alveolde Yerleşik Makrofajların Parçalanmasıyla Artan Patojenite Belleklerimizde canlı tuttuğumuz yeni bir inşuenza pandemisi olasılığı ile, inşuenza A virüsünün patojenik niteliği ve yüksek mortalite oranlarına yol açma yeteneği her zamankinden daha fazla ilişkilidir. Yakı n tarihlerde, inşuenza A virüsünün PB1 Gen segmentindeki farklı bir okuma çerçevesi ile kodlanan yeni bir protein bulunmuş ve bu proteinin bir fare modelinde viral virülansı güçlendirdiği gösterilmiştir[1]. Bu proteinin özgün şekilde alveollerde yerleşik makrofajları hedef aldığı ve parçaladığı belirlenmiştir [2]. Belleklerimizde canlı tuttuğumuz yeni bir inşuenza pandemisi olasılığı ile, inşuenza A virüsünün patojenik niteliği ve yüksek mortalite oranlarına yol açma yeteneği her zamankinden daha fazla ilişkilidir. Yakı n tarihlerde, inşuenza A virüsünün PB1 Gen segmentindeki farklı bir okuma çerçevesi ile kodlanan yeni bir protein bulunmuş ve b ...
J Robert Coleman

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Feokromasitomalar ve Salgılayan Paragangliomalar Katekolamin üreten tümörler, adrenal medullada (feokromasitomalar) veya adrenal dışındaki kromafin hücrelerinde (salgılayan paragangliomalar) ortaya çıkabilir. Bunların prevalansı hipertansiyonlu hastalarda yaklaşık %0.1, tesadüfen belirlenmiş adrenal kitleli hastalarda %4’tür. Katekolaminlerin üretimindeki artış, epinefrinin ve norepinefrinin a- ve a-adrenerjik reseptörler üzerindeki etkilerini yansıtan belirtilere (başlıca baş ağrısı, çarpıntı ve aşırı terleme) ve bulgulara (başlıca hipertansiyon, kilo kaybı ve diyabet) neden olur. Katekolamin üreten tümörler, panik atak gibi hipertansiyonun ve/veya kardiyak ritim bozukluklarının eşlik ettiği paroksismal rahatsızlıkları taklit eder; panik atakta da anksiyeteyle bağlantılı sempatik aktivasyon aynı belirtileri ve bulguları tekrarlar. Bu tümörler sporadik nitelikte veya bazı genetik bozuklukların parçası olabilirler: ailesel feokromasitoma-paraganglioma sendromları, multipl endokrin neoplazi tip II, nörofibromatoz I ve von Hippel-Lindau hastalığı. Katekolamin üreten tümörler, adrenal medullada (feokromasitomalar) veya adrenal dışındaki kromafin hücrelerinde (salgılayan paragangliomalar) ortaya çıkabilir. Bunların prevalansı hipertansiyonlu hastalarda yaklaşık %0.1, tesadüfen belirlenmiş adrenal kitleli hastalarda %4’tür. Katekolaminlerin üretimindeki artış, epinefrinin ve ...
Pierre-François;Plouin*1 ve Anne Paule Gimenez Roqueplo2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Kronik Miyeloid Lösemide Terapötik Aldara™Kullanımı Kronik miyeloid lösemi (KML) hastalarında donor-spesifik lemfosit uygulaması sonrası elde edilen güçlü klinik yanıtların yanında bu hastalarda gözlenen antijen spesifik T hücrelerinin varlığı ile uzamış remisyon arasındaki korelasyon, KML’de immünolojik kontrolün bir rolü olduğunu göstermektedir. Aşağıda, imiquimod’un klinikte kullanılan formülasyonu olan Aldara’nın KML antijenlerine immün yanıtı güçlendiren bir ajan olarak kullanımını önermekteyiz. Kronik miyeloid lösemi (KML) hastalarında donor-spesifik lemfosit uygulaması sonrası elde edilen güçlü klinik yanıtların yanında bu hastalarda gözlenen antijen spesifik T hücrelerinin varlığı ile uzamış remisyon arasındaki korelasyon, KML’de immünolojik kontrolün bir rolü olduğunu göstermektedir. Aşağıda, imiquimod’un klini ...
Annette M Marleau1,Jeffrey H Lipton2, Neil H Riordan1 ve Thomas EIchim*1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Böbrek Taş Oluşumu ve Beslenme Renal litiyazis, çok sayıda etmenin rol oynadığı bir hastalıktır. İdrar bileşiminin doğrudan diyetle iliş- kisi göz önünde bulundurulmak zorunda olduğu için, çok sayıda etiyolojik etmen diyet aracılığıyla gerekti ği gibi düzenlenebilir. Renal litiyazis, çok sayıda etmenin rol oynadığı bir hastalıktır. İdrar bileşiminin doğrudan diyetle iliş- kisi göz önünde bulundurulmak zorunda olduğu için, çok sayıda etiyolojik etmen diyet aracılığıyla gerekti ği gibi düzenlenebilir. Gerçekten, uygun olmayan diyet alışkanlıklarının değiştirilmesi, böbrek taş- larını engellemek için ...
Felix Grases*7,Antonia Costa-Bauza7 ve Rafel M Prieto7

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Noonan Sendromu Noonan Sendromu (NS), kısa boy, yüzde tipik şekil bozukluğu ve doğumsal kalp kusurları ile kendini gösterir. NS insidansının 1:1000 ve 1:2500 canlı doğum arasında olduğu tahmin edilmektedir. NS’nin temel yüz özellikleri şunlardır: hipertelorizm, aşağı doğru kıvrık palpebra fissürleri, ptoz ve kalınlaşmış bir heliks ile birlikte düşük ve arkaya dönük kulaklar. Bu hastalıkta en sık görülen kardiyovasküler kusurlar, pulmoner darlık ve hipertrofik kardiyomiyopatidir. Hastalıkla ilişkili diğer özellikler şunlardır: yele boyun, göğüs deformitesi hafif zeka gerilemesi, kriptorşidizm, bebeklikte kötü beslenme, kanamaya yatkınlık ve lemfatik displaziler. Bu sendrom otozomal dominant geçiş gösterir. Olguların yaklaşık %50’sinde hastalığın nedeni, 12. kromozom üzerindeki PTPN11 genindeki missens mutasyonlardır. Noonan Sendromu (NS), kısa boy, yüzde tipik şekil bozukluğu ve doğumsal kalp kusurları ile kendini gösterir. NS insidansının 1:1000 ve 1:2500 canlı doğum arasında olduğu tahmin edilmektedir. NS’nin temel yüz özellikleri şunlardır: hipertelorizm, aşağı doğru kıvrık palpebra fissürleri, ptoz ve kalınlaşmış bir heliks ile birlikte d ...
Ineke van der Burgt*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız