Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 265  Haziran 2006 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Travma Batıda üçüncü en sık ölüm nedenidir. Amerika Birleşik Devletlerinde, travma sonucu yıllık yaklaşık 90 000 ölüm görülür ve künt travmaya bağlı olayların % 75’den fazlası göğüs yaralanmalarının sonucudur. Künt travma sonrası kot kırıklarından

Künt Göğüs Travması Sonrası Bir Kot Kırığının Neden Olduğu Hemoperikardiyum Gelişen İkincil Sol Vertikül Yaralanması

Travma Batıda üçüncü en sık ölüm nedenidir. Amerika Birleşik Devletlerinde, travma sonucu yıllık yaklaşık 90 000 ölüm görülür ve künt travmaya bağlı olayların % 75’den fazlası göğüs yaralanmalarının sonucudur. Künt travma sonrası kot kırıklarından kardiyak yaralanmalar son derece nadirdir. Yüksekten düflen, sol ventrikül ve lingula’da laserasyonlar sonucu hemoperikardiyum ve hemotoraks ile gelen ve başarı ile ameliyat edilen bir hastanın olağan dışı olgusu bildirilmektedir. Elli beş yaşında bir erkek bahçesinde budama işlemi sırasında merdivenden 3 metre yükseklikten düşme sonrası bölge devlet hastanesinin kaza ve acil bölümüne gelmiştir. Sol taraflı göğüs ağrısı ve kötüleşen nefes darlığı ve baş- dönmesinden yakınmaktadır. Muayenede, kalp hızı 155/dk, solunum hızı 37/dk, kan basıncı 99/ 66 mmHg ve juguler venöz basıncı sternal açı üzerinde 5 cm idi. Beflinci ve 6. kotlar hassastı fakat bariz krepitasyon yoktu. Solunum sesleri sol bazalde kaybolmuştu. Göğüs radyografisi 5. ve 6. kotlarda kırık, büyük bir hemotoraks ve kalp gölgesinde büyüme ortaya koymuştur (şekil 1a). Bir litre taze kanın boşaldığı bir interkostal göğüs tüpü yerleştirilmiştir, fakat izleyen göğüs radyografisi büyük bir kalp gölgesi göstermeye devam etmiştir (şekil 1b). Göğsün BT taraması 2 cm’lik bir hemoperikardiyum (şekil 2a) ile sol plevrada bekleme kan ve pıhtı (şekil 2b) ortaya koymuş- tur. İleri tedavi için bölgesel göğüs-kalp merkezimize nakledilmiştir. Gelişinde yapılan transtorasik ekokardiyografi erken tamponadlı bir yaygı n perikard efüzyonunu doğrulamıştır.

Pankaj Kaul,Ganti Somsekhar ve Graeme Macauley

Kapak Resmi:
Secondary left ventricular injury with haemopericardium caused by a rib fracture after blunt chest trauma BMC Journal of Cardiothoracic Surgery 28 Mart 2006

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Epidemi Teriminin 2500 Yıllık Evrimi Epidemi (Yunanca epi [üzerinde] artı demos [halk]) terimi ilk kez Homer tarafından kullanıldı. Medikal anlamını Hippokratın ünlü bilimsel eserlerinin birinin adından almıştır. O sırada, epidemi belirli bir yerde belirli bir dönemde oluşan ve öksürük ya da diyare gibi klinik sendromların toplamına verilen bir isimdi. Yüzyıllar boyunca, terimin anlamı ve formu değişmiştir. Orta çağda art arda yaşanan veba salgınları tek, iyi tanımlanmış hastalık yayılımı olarak epidemi tanımına katkıda bulunmuştur. Terimin anlamı 19. yüzyıl mikrobiyoloji çağında evrilmeye devam etmiştir. Epidemi (Yunanca epi [üzerinde] artı demos [halk]) terimi ilk kez Homer tarafından kullanıldı. Medikal anlamını Hippokratın ünlü bilimsel eserlerinin birinin adından almıştır. O sırada, epidemi belirli bir yerde belirli bir dönemde oluşan ve öksürük ya da diyare gibi klinik sendromların toplamına verilen bir isimdi. Yüzyıllar boyunca, ...
Paul M.V. Martin,Estelle Martin-Granel

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Rituximab’ın Konvansiyonel Tedaviye Dirençli Lupus Nefritli Hastalarda Klinik ve İmmünolojikEtkileri: Bir Pilot Çalışma Lupus nefrit hastalarında Rituximab tedavisinin klinik ve immünolojik etkilerini araştırdık. Açık bir klinikçalışmada aktif sistemik lupus eritomatosus ve böbrek tutulumu (WHO sınıflamasına göre sınıf III ve IV)olan ve konvansiyonel tedaviye dirençli 22 hasta ile çalışıldı. Tüm hastalarda Rituximab (1 ve 15. günlerde0.5-1 gr) immünosüpresif tedaviye eklendi ve terapötik etkisi incelendi. Düzenleyici T hücre düzey ve fonksiyonları ve immün hücre apoptozu da değerlendirildi. Rituximab tedavisinin 60. ve 90. günlerinde hastalıkaktivitesinde (p<0.05, MEX-SLEDAI indeksi) ve proteinüride (p<0.05) önemli gerileme sağlandı. Lupus nefrit hastalarında Rituximab tedavisinin klinik ve immünolojik etkilerini araştırdık. Açık bir klinik çalışmada aktif sistemik lupus eritomatosus ve böbrek tutulumu (WHO sınıflamasına göre sınıf III ve IV) olan ve konvansiyonel tedaviye dirençli 22 hasta ile çalışıldı. Tüm hastalarda Rituximab (1 ve 15. günlerde 0.5-1 gr) immüno ...
Saharopulos, ,Carlos Abud-Mendoza, ve Roberto González-Amaro

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Demansta Eurotest’in Tanı Doğruluğu:Çok Merkezli Bir Faz II Doğal İzlem Çalışması Günümüzde demans tarama testleri sınırlı bir kullanıma sahiptir çünkü hastanın kültürel ve eğitim düzeyinden etkilenirler. Paranın bilinmesi ve kullanılmasına dayalı bir araç olan Eurotest bu yetersizlikleri aşmak üzere tasarlandı. Bu çalışmanın amacı klinik pratikte demansın tespitinde Eurotest’in tanısal doğruluğunu değerlendirmekti. Yöntemler: Çapraz kesitsel, çok merkezli bir faz II doğal izlem çalışması yürütüldü. Eurotest genel nöroloji polikliniğine ardışık başvuran 60 yaş üzeri hastalara uygulandı. Hastanın durumu DSM-IV tanı ölçütlerine göre demanslı ya da değil şeklinde sınıflandırıldı. Duyarlılığı, özgüllüğü, ROC eğrisi altındaki alan (aROC) %95 güvenirlik aralıkları (GA) ile hesaplandı. Sosyal ve eğitim faktörlerinin skorlar üzerindeki etkisi çoklu lineer regresyon analizi ile ve bu faktörlerin tanı doğruluğu üzerindeki etkisi de lojistik regresyonla değerlendirildi. Günümüzde demans tarama testleri sınırlı bir kullanıma sahiptir çünkü hastanın kültürel ve eğitim düzeyinden etkilenirler. Paranın bilinmesi ve kullanılmasına dayalı bir araç olan Eurotest bu yetersizlikleri aşmak üzere tasarlandı. Bu çalışmanın amacı klinik pratikte demansın tespitinde Eurotest’in tanısal doğruluğunu değerlendir ...
Carnero-Pardo*,Manuel Gurpegui,Emilio Sanchez-Cantalejo, Ana Frank,Santiago Mola,M Sagrario Barquero,M Teresa Montoro-Rios veTrans-EUROTEST Grubu*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Sistemik Lupus Eritematoz Sistemik lupus eritematoz (SLE), otoimmun kökenli ve nükleer antijenlere karşı yönlendirilmiş antikorları n bulunması ile özdeşleşen, klinik olarak heterojen bir hastalıktır. Bu hastalık birçok sistemi tutar ve hastalar çok değişik sunumlarla başvurabilir. Prevalans etnik kökene göre değişkenlik gösterir, fakat genel olarak 1/1000 oranında görülür ve kadın: erkek oranı 10:1’dir. Bu hastalığın klinik heterojenitesi, karmaşık etiyopatogenezini yansıtır ve genetik faktörlerin ve çevresel faktörlere karşı kişisel duyarlılığın önemini vurgular. SLE vücuttaki her organı etkileyebilir. En sık karşılaşılan belirtiler arasında döküntü, artrit ve halsizlik yer alır. Yelpazenin daha şiddetli ucunda, SLE nefrite, nörolojik sorunlara, anemiye ve trombositopeniye neden olabilir. SLE’li hastaların % 90’ından fazlasında anti-nükleer antikorlar (ANA) pozitiftir. 1:80 ya da daha üzeri titreler anlamlı kabul edilmektedir. SLE, düzelen ve tekrarlayan bir hastalıktır ve tedavi hedefleri Sistemik lupus eritematoz (SLE), otoimmun kökenli ve nükleer antijenlere karşı yönlendirilmiş antikorları n bulunması ile özdeşleşen, klinik olarak heterojen bir hastalıktır. Bu hastalık birçok sistemi tutar ve hastalar çok değişik sunumlarla başvurabilir. Prevalans etnik kökene göre değişkenlik gösterir, fakat genel olarak 1/1000 oran ...
Jessica J Manson,Anisur Rahman

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Gözden Kaçmış Bir Bağlantı: Östrojenle Bağlantılı Fizyolojinin ve Patolojinin Serotonerjik Yönlenimi İnsanlarda, serotonin genelde bir nörotransmitter olarak araştırılmıştır. Bununla birlikte, serotonin aynı zamanda, organize bir merkezisinir sistemi olmayan hayvan türleri boyunca bir hormon olarak da işlev görür. Bu hormonal etki, serotoninin merkezi sinir sistemi dışındaki sistemlerde fizyolojik etkiler yaratmasını sağlar. Yaşam süresi boyunca ve ovaryan siklus sırasında östrojen seviyelerinde gözlenen dalgalanmalar dişi memelilerdeki serotonin sistemlerinde önceden bilinen değişikliklere neden olurlar. Tartışma: Östrojene atfedilen fizyolojik etkilerin bazılarının, serotoninin etkinliğinde ve reseptör dağılımında östrojenle bağlantılı değişikliklerin bir sonucu olabileceğini ileri sürüyoruz. Bu yazıda, serotoninin östrojenin etkilerine aracılık edebileceğini ileri sürebilmek için endokrinolojiden, moleküler biyolojiden, nörolojik bilimlerden ve epidemiyolojiden elde edilen verileri bir araya getiriyoruz. İnsanlarda, serotonin genelde bir nörotransmitter olarak araştırılmıştır. Bununla birlikte, serotonin aynı zamanda, organize bir merkezisinir sistemi olmayan hayvan türleri boyunca bir hormon olarak da işlev görür. Bu hormonal etki, serotoninin merkezi sinir sistemi dışındaki sistemlerde fizyolojik etkiler yaratmasını sağlar. Yaşam sür ...
Leszek A Rybaczyk,Meredith J Bashaw,Dorothy R Pathak,Scott M MoodyRoger M Gilders,,Donald L Holzschu

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Akut Batın Ağrısı için Alışılmamış Bir Neden – Olgu Sunumu Önbilgi: Graham Hughes tarafından 1983 yılında tromboz tehlikesi de bulunan bir Antifosfolipid Sendromu durumu tanımlanmıştır. Bu durum günümüzde kan testleri ile ortaya çıkarılabilmektedir. Tanı konduktan sonra durumun daha ileri giderek tromboz oluşturulması riski antikoagülan tedavi ile anlamlı şekilde azaltı- labilmektedir. Önbilgi: Graham Hughes tarafından 1983 yılında tromboz tehlikesi de bulunan bir Antifosfolipid Sendromu durumu tanımlanmıştır. Bu durum günümüzde kan testleri ile ortaya çıkarılabilmektedir. Tanı konduktan sonra durumun daha ileri giderek tromboz oluşturulması riski antikoagülan tedavi ile anlamlı şekilde azaltı- labilmektedir. Hastalı ...
Rao V Wunnava, M Hunt

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Miyokard İnfarktüsü Sonrası Dönemde Miyokardiyal Kontrast Ekokardiyografi Yöntemi İle Tanı Konan Geliflmekte Olan Sol Ventrikül Serbest Duvar Yırtılması: Olgu Bildirimi Sol ventrikül serbest duvar yırtılması miyokard infarktüsü sonrasında hastane içi ölümlerin % 10’a varan kısmını oluşturur. Temelde posterolateral miyokard infarktüsü ile ilişkilendirilir ve ölüm öncesi tanı nadiren konur. Akut miyokard infarktüsü gelişen hastalarda miyokard perfüzyon değerlendirmesinde kontrast ekokardiyografi önemli prognostik sonuçları ile birlikte giderek daha fazla kullanılmaktadır Ön bilgi: Sol ventrikül serbest duvar yırtılması miyokard infarktüsü sonrasında hastane içi ölümlerin % 10’a varan kısmını oluşturur. Temelde posterolateral miyokard infarktüsü ile ilişkilendirilir ve ölüm öncesi tanı nadiren konur. Akut miyokard infarktüsü gelişen hastalarda miyokard perfüzyon değerlendirmesinde kontrast ekokard ...
Maria Luciana Zacarias Hannouche da Trindade, Jeane Mike Tsutsui, Ana Clara Tude Rodrigues, Márcia Azevedo Caldas, José Antônio Franchini Ramires, Wilson Mathias Junior

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız