Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 339  Ocak - Şubat - Mart 2014 

Makale Özetleri için Tıklayın.

Editörden ...

Ameliyathaneler hastanelerin genel erişime kapalı olan bölümleridir; özel çalışma koşulları bulunmaktadır. Kapalı yapıları, bu önemli iş merkezlerini görünmez kılarken, hasta ve çalışanlar için bu ortamlarda oluşan riskler de gözden kaçabilmektedir. Buna karşın, etkilenen gerek hasta gerekse çalışan sayısı dikkate alındığında çok önemli bir sorun söz konusudur. O nedenle, bu konunun irdelendiği kapsamlı bir derlemeyi dikkatinize sunmayı kararlaştırdık.

İnce bağırsak tıkanıklıkları değişik nedenlere bağlı olabilir ve tedavi gecikmesi çok kötü sonuçlara yolaçabilir. Bu sayımızdaki derlemelerden birinde az karşılaşılan nedenlerden biri olan sol paraduodenal fossa hernilerini tanıtıyoruz. Bir olgu da sunulan derlemede gelişme süreci görsel olarak da anlatılmaktadır.

Özellikle ilerleyen yaşla birlikte kas iskelet sistemi yapılarında gerçekleşen dejeneratif değişiklikler yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen ağrı, hareket kısıtlılığı gibi istenmeyen belirtilere yol açar. Tendonda kalsiyum birikmesi böyle bir mekanizmadır ve rotator kaf tendonları, supraspinatus tendonu, aşil tendonu ve patella tendonu sık tutulan yapılardır. Bu sürecin basit iyon çökelmesinden çok hücre aracılı bir yolak olduğu düşünülmektedir; o nedenle tedavi yaklaşımları belirlenirken bu özelliğin göz önüne alınması önerilmektedir.

Böbrek ve üreter taşları birkaç yönü ile büyük klinik önem taşımaktadır. Öncelikle, akut ve dramatik bir klinik tablo oluştururlar. Tüm dünyada görülme sıklığı artış göstermektedir. Buna karşın tıpta gelişen yeni teknolojilerin bu alanda önemli yansımaları olmaktadır. İşte tüm bu yönleri ile böbrek ve üreter taşlarını irdeleyen bir derleme sunuyoruz. Bu derlemede yeni tanı ve tedavi yöntemleri ile ilgili en güncel yaklaşımları bulacaksınız.

Osteoartrit ileri yaşlarda hareketleri sınırlayan önemli bir kronik hastalıktır. Ancak, genç hastalarda da görülme sıklığı artış eğilimi sergilemektedir. Sunduğumuz derlemedeki "genç" tanımı elli beş yaşın altındaki hastaları kapsamaktadır. Yaşam süresindeki uzama akılcı tedavi stratejileri uygulanmasını gerektirir. Bu stratejiler; cerrahi girişim dışı yaklaşımlar seçenekleri tükendikten sonra, cerrahi yaklaşımların da kademeli bir sıra içinde uygulanmasını gerektirmektedir. Bu konudaki ayrıntıları derlemenin içinde bulacaksınız.

Günümüz tıbbında kullanılan tüm cihazlar sayısal veri türetmektedir; bunun ötesinde artık günümüzde hasta dosyaları da elektronik ortamlarda saklanmaktadır. Pre-natal dönemden başlayarak yaşam sonuna kadar geçen süreçte kişisel veri setlerinin boyutları "terabyte"lara erişmektedir. Bu veri setlerinden epidemiyolojik çıkarımlarda bulunmak için veri madenciliği alanına giren yeni yöntemler kullanmamız gerekmektedir. Günümüzdeki geleceği yansıtan böyle bir çalışmayı diyabet erken tanısındaki uyarlaması ile görüyoruz. Bu "geleceğe yolculuk" çalışmasını değindiğim boyutu ile inceleyin.

Malign bir tümörün kendiliğinden gerilemesi olağan dışı bir durumdur ve oluşma mekanizmasının aydınlatılması kanser savaşında önemli bir kazanım olacaktır. Böyle bir süreç sergileyen bir olgu sunumu bulacaksınız.

Bir sonraki sayımızda yeniden buluşmayı diliyoruz. Literatür ile kalın.

Dr. Muzaffer TUZCU (editor@literatur.web.tr)

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Gıda ve egzersizle tetiklenen anaflaksi için olgu çalışmalarına dayanılarak öne sürülen yeni mekanizma Giriş: Belirtilen gıdalara karşı ağız yoluyla alerji sendromu tanısı konan hastalarda gıda ve egzersizle tetiklenen iki anaflaksi olgusu sunulmuştur. Hasta A'daki gıda ve egzersizle tetiklenen anaflaksi taze kişniş ve domatese bağlanırken Hasta B'de taze kerevize bağlanmıştır. Bu gıda alerjenleri ağız yoluyla alerji sendromunda vurgulanmıştır ve huş ağacı ve/veya çimen ile yapısal antijen benzerliği söz konusudur. Her iki hastadaki alerji de taze deri iğne batırma testi ile doğrulanmıştır. Her iki durumda da, sistemli ...
Jennifer Yan Fei Chen*, Jaclyn Quirt** ve Jason Kihyuk Lee***

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Metformin: tip 2 diyabetin eski ancak hala en iyi tedavisi T2DM yönetimi glisemi ve kalp ve damarsal risk faktörü hedeflerine erişmek için agresif tedavi gerektirir. Bu bağlamda eski ve yaygın şekilde kabul görmüş birinci basamak bir ilaç olan metformin, sadece anti-hiperglisemi özellikleriyle değil, glisemi kontrolü ötesindeki endotel işlev bozukluğunda, hemostaz ve oksidatif streste, insülin direncinde, lipid profilleri ve yağın tekrardan dağılımındaki iyileşmeler gibi etkileriyle de ön plana çıkmaktadır. Bu özellikler istenmeyen kalp ve damarsal etkilerde gözlenen ve metformin'in sadece an ...
Lilian Beatriz Aguayo Rojas* ve Marilia Brito Gomes**

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Altmış üç yaşındaki bir kadının elinde gelişen sinoviya sarkomu: Bir olgu sunumu Sunum: Sinoviya sarkomu, sıklıkla eklemlerin, tendonların ya da bursaların çevresinde yerleşik olan, eklem dışı yerlerde de bulunabilen, yüksek evreli, bir yumuşak doku sarkomudur. Elde sinoviya sarkomu olan hastaların birçoğu genç yaştadır ve kötü bir prognozları vardır; bu tümörler yerel olarak agresiftir ve metastaz oranları çok yüksektir. Literatüre göre, hastaların %80 kadarında yerel yineleme ve/veya metastatik hastalık ortaya çıkmaktadır. Güncel tedavi cerrahi, sistemik ve ekstremiteye perfüzyon kemoterapisi ve ...
Diego Casal*, Ana Isabel Ribeiro**, Manuela Mafra**, Conceiçao Azeda****, Carlos Mavioso****; Maria Manuel Mendes**** ve Maria Manuel Mouzinho****

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Mesane kanseri tanı ve tedavisinde güncel gelişmeler Mesane kanseri idrar yollarının en sık karşılaşılan malign hastalığıdır. Bu derlemede, bu durumun tanı ve yönetimindeki güncel gelişmeler ele alınmıştır. Sistoskopi ve idrar sitolojisi, mesane kanserinin tanı ve izlemindeki en önemli araçlardır. Sistoskopi sıklığını azaltmak veya tümör saptamadaki duyarlılığını arttırmak için çeşitli seçenekler araştırılmıştır. Bunlar arasında idrara dayalı belirteçler ve hasta başında uygulanan testler yer almaktadır. Dar bant görüntüleme ve fotodinamik tanı/mavi ışık sistoskopi, beyaz ışıkta yapılan ...
Grace Cheung*, Arun Sahai*, Michele Billia*, Prokar Dasgupta** ve Muhammad S Khan*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Bilişsel rezerv, kortikal plastisite ve Alzheimer Hastalığı'na karşı direnç Yaşlanan beyin ve bilişin, nasıl bir ilişki içinde olduklarını anlamaya yönelik yoğun çabalara rağmen, çok az
anlaşılabilmiş olarak kalmaya devam eden yönleri bulunmaktadır. Bilişsel rezerv geniş çaplı demansla bağıntılı
nöropatolojisi olan bazı yaşlı insanların nasıl olup da bilişsel çöküş bakımından çok az veri gösterdiklerini açıklamak için geliştirilmiş bir kavramdır. Bilişsel rezerv kortikal plastisite ile çok yakından ilgilidir ama bu aynı zamanda, yaşlanmaya bağlı olduğu için, halen iyi anlaşılamamış bir durum olarak ...
Margaret M Esiri*,** ve Steven A Chance*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

İlerlemiş Parkinson hastalığında destekleyici bakımının klinik yönleri Parkinson hastalığı (PD) yaşlı popülasyonda en sık görülen nörodejeneratif hastalıklardan biridir. Destekleyici tedavi gereksinimi olan Parkinson hastaları için tedavi seçenekleri az sayıdadır. Parkinson hastalığının erken dönemlerindeki tedavi, ileri evrelerdeki tedaviden oldukça farklı bir durumdur. İleri evrelerde hastaya rahatlık ve destek sağlanması amacı ile destekleyici bakım modeli oluşturulmuştur. Parkinson hastalığının erken dönemdeki destekleyici bakımında diskinezilerin en aza indirilmesi ve bağımsız motor fonksiyonun en ü ...
Johan Lokk* ve Ahmad Delbari*,**

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Gastroduodenal arter anevrizması, tanı, klinik sunum ve yönetim: Özet bir derleme Gastroduodenal arter (GDA) anevrizmaları nadirdir ancak yırtılma gerçekleştiğinde potansiyel olarak öldürücü bir durumdur. Tüm viseral arter (VAA) anevrizmalarının yaklaşık %1.5?ini temsil ederler ve gelişimlerinin altında yatan etiyolojik faktörlere dayanarak gerçek anevrizmalar ve pseudoanevrizmalar olarak ikiye ayrılırlar. Atheroskleroz ve pakreatit en sık görülen iki risk faktörüdür. Tanı konması karmaşık olabilir ve sıklıkla bilgisayarlı tomografi ile anjiyografi kullanılmasını gerektirir. Anjiyografinin kanamayı önlemek veya dur ...
Nicholas Habib, Samer Hassan, Rafik Abdou, Estelle Torbey, Homam Alkaied, Theodore Maniatis, Basem Azab, Michel Chalhoub ve Kassem Harris*

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız