Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 334  Haziran 2012 

Makale Özetleri için Tıklayın.

Göğüs ultrasonografisi ile 2009 pandemik influenza A (H1N1) pnömonisine erken tanı konması

Giriş: Pandemik influenza A (H1N1)v infeksiyonunun klinik görünümü kendiliğinden iyileşen ateşsiz hastalıktan hızlı gelişen ilerleyici pnömoniye kadar değişik bir yelpaze sergiler. Hemen tanı konması ve iyi zamanlanmış bir tedavi uygulanması önerilir. Göğüs radyografisi sıklıkla erken interstisiyel evreyi belirlemede yetersizdir. Bu çalışmanın amacı yatak başı göğüs ultrasonografisinin (US) 2009 influenza A (H1N1)v infeksiyonunun erken yönetiminde rolünü değerlendirmekti.

Yöntemler: İnfluenza benzeri belirtilerle Acil Servise başvuran 98 hasta çalışmaya alındı. Akut solunum sıkıntısı belirtileri sergilemeyen hastalar daha ileri inceleme yapılmadan gönderildi. Toplumdan edinilmiş pnömoni izlenimi veren hastalar, başka tan?lar konan ya da eş zamanlı başka hastalığı olanlar çalışmadan dışlandı. Geri kalan hastalarda klinik öykü, laboratuar testleri, göğüs radyografisi ve gerektiğinde bilgisayarlı tomografi (BT) taraması ile pnömoni tanısına ulaşıldı. Göğüs ultrasonografisi acil servis doktoru tarafından yapıldı; kesin pnömoni tanısı konan 34 hastada, ilk göğüs radyografisi normal olan 16 hastada ve kontrol olgusu kabul edilen pnömoni olmayan 33 hastada interstisiyel sendrom, alveollerde konsolidasyon, plevra çizgi anomalileri ve plevra efüzyonu araştırıldı.

Bulgular: Olguların tümünde göğüs ultrasonografisi hastalara rahatsızlık vermeden ve göreli kısa bir süre içinde yapılabildi (9 dakika; aralık, 7 ila 13 dakika). Pnömoni bulunan 34 hastanın 32'sinde (%94.1) normal olmayan bir ultrasonografi örüntüsü saptandı. İlk göğüs radyografisi normal sınırlarda değerlendirilen 16 hastadan 15'inde yaygın bir interstisiyel sendrom ultrasonografi örüntüsü belirlendi; bunlardan 10'una (%62.5) kesin viral (H1N1) pnömoni tanısı kondu. Pnömoni tanısı konan ve ilk göğüs radyografisi bulguları normal olmayan hastalardan yalnız dördüne kesin viral (H1N1) pnömoni tanısı kondu (%22.2; P < 0.05), bu hastalar ağırlıklı olarak alveolar konsolidasyon ultrasonografi örüntüsü sergiledi. Son olarak, 33 kontrol olgusundan beşinde interstisiyel sendrom ultrasonografi örüntüsü pozitifti (%15.1). Otuzdört olgudan ikisi (%5.9) yanlış negatif ve beşi yanlış pozitif (%15.1) bulundu; duyarlılık %94.1; seçicilik %84.8, pozitif öngörü değeri %86.5 ve negative öngörü değeri %93.3 idi.

Sonuçar: Yatak başıgöğüs ultrasonografi incelemesi acil serviste pnömoni tanısı koymak için etkili bir araştı. İlk göğüs radyografisi bulguları normal görünen (H1N1)v pnömoni hastslarında erken dönemde doğru tanı konmasını sağlayabilir. Rutin klinik uygulamaya sokulmasını öneriyoruz.

Americo Testa, Gino Soldati, Roberto Copetti, Rosangela Giannuzzi, Grazia Portale, Nicol? Gentiloni-Silveri

Kapak Resmi:

Critical Care 2012

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Kanser tedavisinde PARP inhibitörlerinin kullanımındaki gelişmeler Poli (ADP-riboz) polimeraz (PARP) enzim ailesi, DNA onarımının temel (baz) eksizyon yola??n?n bir parçası olarak, DNA bütünlüğünün sağlanması açısından çok önemli bir role sahiptir. Birçok kanserde, PARP1 sunumu artmıştır ve bu sunum, özellikle meme kanseri olmak üzere kanserde genel prognoz ile ilişkilidir. PARP1 ve PARP2 izoformlarının güçlü inhibitörleri olan yeni terapötik ajanlar, BRCA1 veya 2 genlerindeki mutasyonların neden olduğu meme veya over kanserli hastalarda, önemli klinik aktivite göstermişlerdir. Bu tip çalışmaların so ...
Shivaani Kummar, Alice Chen, Ralph E Parchment, Robert J Kinders, Jay Ji, Joseph E Tomaszewski ve James H Doroshow

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Osteoimmünoloji ve osteoporoz Osteoimmünoloji kavramı, immün sistem ile kemik arasındaki anatomik, damarsal, hüresel ve moleküler düzeylerdeki bağlantılarda giderek artan bilgiye dayanmaktadır. Hem romatoid artritte hem de ankilozan spondilitte, inflamasyonun hedefi kemiktir. İnflamasyon alanlarında aktive olmuş immün hücreler, geniş bir yelpazede sitokin üretirler ve bunlar romatoid artrit ve ankilozan spondilitteki artmış kemik geri emiliminin lehindedir ve kemik erozyonları, osteit ve peri-inflamatuvar sistemik kemik kaybı ile sonuçlanır. Romatoid artritte, per ...
Piet Geusens ve Willem F Lems

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Ayak burkmalarının ayırıcı tanısında az karşılaşılan bir sorun olarak gastrokinemius kası herniasyonu: Bir olgu sunumu ve yayınların gızden geçirilmesi Ön bilgi: Bacakta kas herniasyonu az karşılaşılan bir klinik durumdur. Bununla birlikte, yanlış tanı koymamak ya da tanı konmasını geciktirmemek için bu klinik tablonun bilinmesi gerekir. Ekstremitelerde kas herniasyonu en fazla edinsel bir fasiya kusurunun sonucu olarak gelişir ve çoğunlukla travmaya bağlı olarak görülür. Belirti oluşturan ekstremite kas herniasyonları için aralarında konservatif yaklaşım, fasiyotomi ve "mesh" onarımı da yer alan tedavi seçenekleri tanımlanmıştır.
Olgu sunumu: ...
Greta Bergmann, Bernhard D Ciritsis, Guido A Wanner, Hans- Peter Simmen, Cl?ment ML Werner and Georg Osterhoff

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Japon ve Avrupalı KOAH hastalarında günde iki defa 4.5 ve 9 ug inhale formoterol kullanımının etkinliği ve güvenliği: Faz III çalışma sonuçlar? Ön bilgi: Bu çalışma orta ile ağır derecede KOAH'ı olan hastalarda uzun etkili alfa2-agonist formoterol'un etkinliği ile güvenliğini değerlendirmektedir.
Yöntemler: Bu çift körlü, plasebo kontrollü, paralel grup, çoklu ulusal faz III rastgele dağıtım grupları olan çalışmada orta ile ileri derecede KOAH'ı olan ? 40 yaşındaki hastalar 12 hafta süre ile Turbuhaler yoluyla günde iki defa (bid) 4.5 veya 9 ug inhale formoterol ya da plasebo kullanmışlardır. Rahatlatıcı ilaç olarak basınçlı doz ölçekli ...
Miron A Bogdan, Hisamichi Aizawa, Yoshinosuke Fukuchi, Michiaki Mishima, Masaharu Nishimura ve Masakazu Ichinose

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Travmaya bağlı beyin hasarının in vitro modelinde dexmedetomidine sinir koruyucudur Ön bilgi: alfa2-adrenoreseptör agonisti dexmedetomidine'in iskemik koşullarda sinir-koruması sağladığı bilinmektedir. Bu çalışmada travmaya bağlı beyin hasarının in vitro bir modelinde dexmedetomidine'in koruyucu etkisi olup olmadığı araştırılmıştır.
Yöntemler: Organotipik hipokampus kesit kültürleri odaksal mekanik travma geçirdikten sonra çeşitli dozlarda dexmedetomidine'e maruz bırakılmıştır. 72 saat sonra hücre hasarı propidium iodide kullanılarak belirlenmiştir. Ek olarak, gecikmiş dexmedet ...
Marc Schoeler, Philip D Loetscher, Rolf Rossaint, Astrid V Fahlenkamp, Georg Eberhardt, Steffen Rex, Joachim Weis ve Mark Coburn

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

İngiltere'de yeni tanı konmuş tip 2 diyabet hastalarında antihiperglisemik ilaçlara başlama ile ilişkili etkenler Amaç: İngilterede yeni tanı konmuş tip 2 diyabet hastalarında antihiperglisemik ilaçlara başlama ile ilişkili etkenleri incelemektir.
Yöntemler: Geriye dönük bir kohort çalışmasında, 2003-2005 döneminde yeni tanı konmuş tip 2 diyabet hastaları belirlendi. Seçilen hastalar ilk diyabet tanısı gözlenen tarihte (indeks tarih olarak tanımlandı) ? 30 yaşındaydı ve en az iki yıllık izlem öyküsü vardı (N = 9,158). İndeks tarihini izleyen iki yıllık dönemde antihiperglisemik ilaçlara başama (ör., tedavi) ...
Alan J Sinclair, Charles M Alexander, Michael J Davies, Changgeng Zhao and Panagiotis Mavros

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız