Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 326  Temmuz 2011 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Skafoid kemiğe ait kırıklar daha çok genç erişkinlerde meydana gelir ve tüm kırıkların %2-7’sini oluşturur. Yerleşime özgü kan sağlanma yolu ve önemli işlevsel gerekliliklerin bir araya gelmesi, kırık iyileşmesinde kolaylıkla bozulmaya yol açar. R

Skafoid kırıklarında güncel tanı ve tedavi yöntemleri

Skafoid kemiğe ait kırıklar daha çok genç erişkinlerde meydana gelir ve tüm kırıkların %2-7’sini oluşturur. Yerleşime özgü kan sağlanma yolu ve önemli işlevsel gerekliliklerin bir araya gelmesi, kırık iyileşmesinde kolaylıkla bozulmaya yol açar. Röntgen filmlerinde yer değiştirmiş skafoid kı- rıklar görülmektedir. Ancak, şüpheli skafoid kırıklar için tanı stratejileri güçlüklerle doludur. Kemik sintigrafisi, manyetik rezonans görüntüleme ve bilgisayarlı tomografi incelemelerinin kısıtlılı yanları bulunmaktadır. Erken tedavi ile daha iyi sonuçlar elde edilir. Skafoid kırıklar konservatif yaklaşımla ya da cerrahi girişimle tedavi edilir. Proksimal skafoid kırıklar ve yer değiştirmiş skafoid kırıklar daha kötü sonuçlar ile ilişkili oldukları için açık veya kapalı redüksiyon ve internal fiksasyon ile tedavi edilmeleri daha iyi olabilir. Skafoid kemikteki birleşme bozuklukları insidansı %5- 15 arasındadır. Birleşme bozuklukları, dejeneratif bilek artritinin engellenmesi amacıyla anatomiyi düzeltmek için genellikle cerrahi girişimle tedavi edilirler.

Steven J Rhemrev1*, Daan Ootes1, Frank JP Beeres2, Sven AG Meylaerts1,Inger B Schipper2

Kapak Resmi:
International Journal of Emergency Medicine 2011

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Klinisyen için Rinosinüzitin Tanı ve Yönetilmesi:Son Ortak Görüş Kılavuzlarının Bir Özeti Rinosinüzit (RS), ABD’de yedi erişkinin yaklaşık birinde ortaya çıkan bir hastalıktır ve yaşam kalitesi, üretkenlik üzerindeki etkileri ve maddi yükü oldukça fazladır. Son on yıl içinde etkin kurullardan bazı uzman panellerinde RS’nin ve akut viral RS, akut bakteriyel RS, nazal polipozis olmaksı zın kronik RS (CRS), nazal polipozis ile birlikte kronik RS ve alerjik fungal RS gibi alt grupları nın tanısı ve yönetimi ile ilgili kanıta dayalı kılavuzlar yayımlanmıştır. Bu derlemede Rinosinüzit Girişimleri, Uygulama Parametreleri Birleşik Çalışma Grubu, Klinik Uygulamalar Kılavuzu: Erişkin Sinüziti, Avrupa Rinosinüzit ve Nazal Polipler 2007 Durum Bildirgesi ve İngiliz Allerji ve Klinik İmmunoloji Topluluğu’nun önerileri incelenmekte ve karşılaştırılmaktadır. Rinosinüzit (RS), ABD’de yedi erişkinin yaklaşık birinde ortaya çıkan bir hastalıktır ve yaşam kalitesi, üretkenlik üzerindeki etkileri ve maddi yükü oldukça fazladır. Son on yıl içinde etkin kurullardan bazı uzman panellerinde RS’nin ve akut viral RS, akut bakteriyel RS, nazal polipozis olmaksı zın kronik RS (CRS), nazal p ...
ELİ O. MELTZER,MD VE DANIEL L. HAMILOS, MD

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Küçük yaraların, yanıkların ve infekte derinin yönetilmesinde topikal antiseptikler sıklıkla kullanılır. Bu maddeler sağlık çalışanları tarafından da sık kullanılır ve kolay erişildikleri için sıkça hastalar da kendi başlarına bu maddelerden satın alabilir. Sunduğumuz olgu 73 yaşında bir erkek hastadır, sağ ön kolunda dört haftadır iyileşmeyen bir yara nedeniyle baş vurmuştur. Bu yara bir sinek ısırması ile başlamıştı ve kaşıntı ve yanma duyguları ile birlikte giderek büyümüştü. Klinik olarak sınırları iyi belirlenmemiş bir ülser ile bunu çevreleyen kızarıklık dikkati çekiyordu. Ülserin ortasında sarı bir kabuk vardı ve çevresi pullanmıştı. Küçük yaraların, yanıkların ve infekte derinin yönetilmesinde topikal antiseptikler sıklıkla kullanılır. Bu maddeler sağlık çalışanları tarafından da sık kullanılır ve kolay erişildikleri için sıkça hastalar da kendi başlarına bu maddelerden satın alabilir. Sunduğumuz olgu 73 yaşında bir erkek hastadır, sağ ön kolunda dört haftadır iyi ...
M Leelavathi1*,YY Le2, H Tohid1,AH Hasliza1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

İleri evre karaciğer kanserinde sorafenib ile tedaviye tam yanıt: Bir olgu sunumu Ön bilgi: Hepatoselüler karsinom (HCC), dünyada beşinci sıklıkta görülen neoplazidir. Geçmişte ileri evre HCC’nin geleneksel antineoplastik ilaçlarla tedavisi tatmin edici sonuçlar oluşturmadı: yakın geçmişte bu hasta topluluğunda oral yoldan alınan bir multikinaz inhibitörü olan sorafenib ile genel sağ kalma oranlarında istatistiksel açıdan anlamlı iyileşmeler elde edilmiştir. Başka tümör türleri için kullanılan diğer anti-anjiyojenik ilaçlara benzer şekilde sorafenib de seyrek olmakla birlikte geleneksel sitotoksik ilaçlarla gözlemlenen şekilde tümör boyutlarının küçülmesine neden olabilmektedir: Sorafenib ve geliştirilmekte olan benzerleri ile yapılan çalışmalardan edinilen verilerde HCV ile tetiklenen HCC’de ilaca tam yanıt bildirilmemiştir. Ön bilgi: Hepatoselüler karsinom (HCC), dünyada beşinci sıklıkta görülen neoplazidir. Geçmişte ileri evre HCC’nin geleneksel antineoplastik ilaçlarla tedavisi tatmin edici sonuçlar oluşturmadı: yakın geçmişte bu hasta topluluğunda oral yoldan alınan bir multikinaz inhibitörü olan sorafenib ile genel sağ kalma oranlarında istatist ...
Rodolfo Sacco1,3*,Irene Bargellini2,Giannelli Gianluigi4,Marco Bertini1,Elena Bozzi2,Emanuele Altomare3,Valentina Battaglia2, Antonio Romano1,Michele Bertoni1,Alfonso Capria1,Giampaolo Bresci1,Carlo Bartolozzi

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Beyin omurilik sıvısı yoluyla beyinde ilaç taşınması İnsan beyninde lemfatik sistem yoktur, fakat her gün yarım litrenin üzerinde beyin omurilik sıvısı üretir. Beyin omurilik sıvısı koroid pleksusta üretilir ve dört ventrikülün boşluğu ile birlikte kraniyal ve spinal sub-araknoid boşlukları da doldurur. Beyin omurilik sıvısı, beyin ve spinal kordun yüzeyinden akarak hızlı bir şekilde genel dolaşıma emilir. Koroid pleksus kan- beyin omurilik sıvısı engelini oluşturur ve beyin omurilik sıvısı engeli ile bu engel işlevsel olarak kan-beyin engelini oluşturan beynin mikrovasküler endotelinden farklıdır. Hücresel olmayan kan içeriğinin neredeyse tümü beyin omurilik sıvısı içine dağılır ve beyin omurilik sıvısı içine ilaç girişi kan-beyin engelinden ilaç taşınmasının bir göstergesi değildir. İnsan beyninde lemfatik sistem yoktur, fakat her gün yarım litrenin üzerinde beyin omurilik sıvısı üretir. Beyin omurilik sıvısı koroid pleksusta üretilir ve dört ventrikülün boşluğu ile birlikte kraniyal ve spinal sub-araknoid boşlukları da doldurur. Beyin omurilik sıvısı, beyin ve spinal kordun yüzeyinden akarak hızlı bir şekilde gen ...
William M Pardridge

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Sağlıklı bireylerde kahvenin QT aralığı üzerindeki akut etkileri Koroner endotel işlevinin ventrikülün diyastolde gevşemesi sırasında önemli bir rol üstlendiği bilinmektedir; kalp kasılmasının bu evresi elektrokardiyografide QT aralığının etkilendiği dönemdir. Endotel işlevi brakiyal arterde in vivo akım aracılı genişleme (şow mediated dilation — FMD) yöntemi ile incelenmektedir ve gerek koroner endotel işlevinin gerekse kalp damar olaylarının güçlü bir göstergesi olduğu görülmüştür. Kahvenin akut olarak FMD değişikliklerine neden olduğu bilinmektedir. Özellikle, brakiyal arter FMD değerleri kafein içeren kahve tüketildiğinde azalmaktadır ve kafeinsiz kahve tüketilmesinden sonra ise artmaktadır. Kahvenin kalp damar sistemi üzerindeki etkileri hala tartışılan bir konu olduğu için bu çalışmada randomize, çift kör, çapraz geçişli bir tasarı m kullanılarak erişkin sağlıklı bireylerde (19 erkek ve 21 kadın) kafein içeren ya da kafeinsiz kahve içilmesinden bir saat sonra QT aralığında değişiklik olup olmadığı incelendi. Koroner endotel işlevinin ventrikülün diyastolde gevşemesi sırasında önemli bir rol üstlendiği bilinmektedir; kalp kasılmasının bu evresi elektrokardiyografide QT aralığının etkilendiği dönemdir. Endotel işlevi brakiyal arterde in vivo akım aracılı genişleme (şow mediated dilation — FMD) yöntemi ile incelenmektedir ve gerek koron ...
Silvio Buscemi*,AlessandroMattina, MariaRosariaTranchina,Salvatore Verga

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Başka bir ad altında hemoroid Demansı olan 92-yaşındaki bir erkek hasta geçen hafta başlayan perianal rahatsı zlık ve dışkı inkontinansı yakınmaları ile başvurdu. Ağrı, kaşıntı, kanama ya da kitle algısı olmadığını belirtti. Fizik muayenede kıvrımlı dokudan distal yönde 7 cm kadar uzanan, anus kenarının %75’ini çevreleyen, yükselmiş (0.75 cm) verrüköz bir kitle gözleniyordu. Tanı koymak için delme biyopsi örnekleri alındı. Histolojik incelemede nükleusları belirgin, geniş saydam sitoplazmaları bulunan intraepiteliyal hücreler belirlendi. Demansı olan 92-yaşındaki bir erkek hasta geçen hafta başlayan perianal rahatsı zlık ve dışkı inkontinansı yakınmaları ile başvurdu. Ağrı, kaşıntı, kanama ya da kitle algısı olmadığını belirtti. Fizik muayenede kıvrımlı dokudan distal yönde 7 cm kadar uzanan, anus kenarının %75’ini çevreleyen, yükselmiş (0.75 cm) verrüköz bir ...
Cameron D.Adkisson, MD,*Ron G Landmann, MD†

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız