Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 316  Eylül 2010 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Ön bilgi: Karaciğer fonksiyon bozukluğu, konjesyonun ve düşük karaciğer perfüzyonunun yol açan mekanizmalar olduğu kalp yetersizliği durumunu yansıtır. Daha önce yapılan çalışmalarda karaciğer fonksiyon testlerinin sonuçları ile kalp yetersizliği hastal

Pulmoner arter hipertansiyonu olan hastalarda bir prognoz belirteci olarak bilirubin

Ön bilgi: Karaciğer fonksiyon bozukluğu, konjesyonun ve düşük karaciğer perfüzyonunun yol açan mekanizmalar olduğu kalp yetersizliği durumunu yansıtır. Daha önce yapılan çalışmalarda karaciğer fonksiyon testlerinin sonuçları ile kalp yetersizliği hastalarında prognoz arasındaki ilişki gösterilmiştir. Ancak, pulmoner arter hipertansiyonu bulunan hastalarda bu ilişki az sayıda çalışmada incelenmiştir. Yöntemler: Olgular, pulmoner arter hipertansiyonu bulunan 37 hastadan oluşuyordu (8 erkek ve 29 kadın; 18 hastada idiyopatik pulmoner arter hipertansiyonu ve 19 hastada bağ dokusu hastalığı ilişkili pulmoner arter hipertansiyonu vardı). Fonksiyonel sınıf, tedavi, kalp sesleri, kalp hızı ve beden ağırlığı değişikliği olmaksızın hastane yatışı gerçekleşmeyen üç aylık bir dönemin ardından bir kan testi yapıldı. Bulgular: Ortalama 635 ± 510 gün olan izlem süresinin ardından, 12 hasta kalp yetersizliği nedeniyle ve 2 hasta pulmoner kanama nedeniyle öldü, 23 hasta yaşamını sürdürdü. Cox oransal tehlike analizleri fonksiyonel sınıfı (p < 0.001), plasma beyin natriüretik peptid (BNP) derişimini (p = 0.001) ve hiperbilirubinemiyi (serum total bilirubin > 1.2 mg/dL; p < 0.001; tehlike oranı = 13.31) ölüm göstergesi olarak belirledi. En kötü fonksiyonel sınıf hiperbilirubinemi (P = 0.003), daha yüksek sağ atriyum basıncı (p < 0.001), daha yüksek plasma BNP derişimi (p = 0.004) ve daha büyük sağ ventrikül Doppler indeksi olan hastalarda görüldü (p = 0.041). Sonuç: Yükselmilş serum bilirubin düzeyi pulmoner arter hipertansiyonu olan hastalarda ölüm için bir risk etmenidir.

Kapak Resmi:
BMC Pulmoner Medicine 2010,

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Diyabeti olan kadınlarda konsepsiyon öncesi bakım: Güncel kılavuz önerilerinin gözden geçirilmesi Ön bilgi: Tip 2 diyabetes mellitus (T2DM) prevalansı dünya genelinde artmaya devam etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde doğurgan yaşlarda olan daha fazla kadında diyabet bulunmaktadır; bu durum T2DM nedeniyle karmaşıklaşan daha fazla gebeliğe yol açmaktadır ve gerek anneyi gerekse fetüsü daha fazla risk altına sokmaktadır. Bu riskleri yönetmenin en iyi yolu gerek gebelik öncesinde gerekse gebelik sırasında kapsamlı bir konsepsiyon öncesi bakım ve glisemi kontrolü gerektirir. Bu çalışmanın amacı diyabeti olan kadınlarda konsepsiyon öncesi bakımla ilgili kılavuzları n niteliğini ve içeriğini karşılaştırarak gözden geçirmek ve gebe kalmayı planlayan kadın diyabet hastalarının yönetilmesinde yardımcı olabilecek önerilerin bir özetini çıkarmaktır. Ön bilgi: Tip 2 diyabetes mellitus (T2DM) prevalansı dünya genelinde artmaya devam etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde doğurgan yaşlarda olan daha fazla kadında diyabet bulunmaktadır; bu durum T2DM nedeniyle karmaşıklaşan daha fazla gebeliğe yol açmaktadır ve gerek anneyi gerekse fetüsü daha fazla risk altına sokmaktadır. Bu riskleri ...
Maimunah Mahmud1,2,Danielle Mazza

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı patogenezinde karaciğerde yağ birikiminin rolü Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı giderek daha fazla metabolik sendromun karaciğer üzerindeki bir yansıması kabul edilmektedir ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığının şiddeti metabolik sendromun diğer özellikleri ile paralel bir artış sergiler görünmektedir. Karaci- ğer hücrelerinde fazla yağ birikmesi yalnız metabolik sendromun bir aracısı ve bir lipid yüklenme göstergesi olmakla kalmayıp, bu sürece aynı zamanda ‘basit’ steatozdan alkole bağlı olmayan steatohepatite kadar değişebilen geniş bir yelpazede histolojik değişiklikler de eşlik etmektedir ve zaman içinde belirgin siroza dönüşmektedir. Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı giderek daha fazla metabolik sendromun karaciğer üzerindeki bir yansıması kabul edilmektedir ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığının şiddeti metabolik sendromun diğer özellikleri ile paralel bir artış sergiler görünmektedir. Karaci- ğer hücrelerinde fazla yağ birikmesi yalnız ...
QingLiu1,3,StigBengmark2,ShenQu

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Tümör infiltre eden lemfositler: Kolorektal kanser hastalarının sağ kalmasında ilgi uyandıran bir durum Ön bilgi: Çeşitli solid tümörlerin ilerleme sürecinde yerel ve sistemik inşamatuar yanıtların önemli bir rol üstlendiğini gösteren artan sayıda kanıt bulunmaktadır. Kolorektal kanser ardışık genetik değişikliklerin biriken etkileri sonucu gelişmektedir; bunlar, tümör ilişkili antijenlerin sunulması na yol açmaktadır ve olasılıkla hücresel bir anti-tümör immun yanıt tetiklemektedirler. Sitotoksik lemfositlerin anti-tümör-immunitenin en önemli efektör mekanizmalarından birini oluşturduğ u iyi bilinen bir durumdur. Ancak, kolorektal kanserde oynadıkları prognozu etkileyen olası rolleri tartışılan bir konudur. Bu çalışmanın amacı kolorektal kanserde CD3+ ve CD8+ lemfositlerin infiltrasyonunu incelemek ve prognoz üzerindeki olası etkilerini değerlendirmektir. Ön bilgi: Çeşitli solid tümörlerin ilerleme sürecinde yerel ve sistemik inşamatuar yanıtların önemli bir rol üstlendiğini gösteren artan sayıda kanıt bulunmaktadır. Kolorektal kanser ardışık genetik değişikliklerin biriken etkileri sonucu gelişmektedir; bunlar, tümör ilişkili antijenlerin sunulması na yol açmaktadır ve olasılıkla hücre ...
Vanessa Deschoolmeester *1, Marc Baay1,Eric Van Marck2,Joost Weyler3,Peter Vermeulen4,Filip Lardon1, Jan B Vermorken1

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız