Yayımlanmış Sayılar:

 

Sayı: 315  Ağustos 2010 

Makale Özetleri için Tıklayın.
Ön bilgi: Bakteriyel vajinoz (BV) en fazla cinsel davranış ile ilişkilendirilmiştir ve BV’nin epidemiyolojik profili kanıtlanmış cinsel yolla bulaşan infeksiyonlara benzer. Tartışılan konu ise BV patogenezinin aslında patojenik mikro-organizmaları

Cinsel davranışlar bağlamında bakteriyel vajinoz epidemiyolojisi

Ön bilgi: Bakteriyel vajinoz (BV) en fazla cinsel davranış ile ilişkilendirilmiştir ve BV’nin epidemiyolojik profili kanıtlanmış cinsel yolla bulaşan infeksiyonlara benzer. Tartışılan konu ise BV patogenezinin aslında patojenik mikro-organizmaların erkekten kadına cinsel yolla bulaşmasını kapsayı p kapsamadığıdır. Bu nedenle cinsel davranışlar bağlamında BV ile ilişkili yayımlanan bildirileri gözden geçirdik. Tartışma: G. vaginalis taşıyıcılığı ve BV çocuklarda çok az görülür, fakat adolesanlar arasında, cinsel deneyimi olmayan kızlarda bile görülmektedir; bu durum, hastalığı edinmek için cinsel yolla bulaşın gerekli koşul olduğu görüşü ile çelişmektedir. G. vajinalis taşıyıcılığı birleşme gerçekleşen cinsel temas ile gelişir, fakat aynı zamanda birleşme gerçekleşmeyen digito-genital temas ve oral seks ile de gelişir; burada cinsel eylem bulunmasına karşın, bulaşma için birleşme mutlak gereklilik değildir. G. vaginalis bulaşının, erkekten kadına yerine kadından erkeğe olduğunu gösteren bazı gözlemler de bulunmaktadır; bu durum eşler arasında yüksek oranda bulunan G. vaginalis taşı yıcılığındaki uyumu olasılıkla açıklamaktadır. Erkekte antibiyotik tedavisinin BV’ye karşı koruyucu olmadığı görülmüştür, kondom kullanılması bir ölçüde korunma sağlamaktadır, buna karşın erkekte sünnet uygulaması BV’ye karşı korunma sağlayabilir. BV, aynı zamanda kadınlarla cinsel ilişkide bulunan kadınlar arasında da sık görülmektedir ve bu durum en azından bir ölçüde cinsel birleşme dışı cinsel davranışların sonucudur. Hernekadar erkekten kadına bulaşma olasılığı dışlanamaz ise de, genel olarak BV’nin cinsel yolla bulaşan bir hastalık gibi davrandığını gösteren kanı t azdır. Bunun yerine biz BV’nin cinsel davranışlarla artan bir hastalık olduğunu düşünüyoruz; buradaki kritik öge cinsel ilişkinin sıklığıdır. Bu durum iki farklı patojenik mekanizmaya işlerlik kazandırabilir: (1) Korunma olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişkide vajen haznesinin alkalinizasyonu laktobasillerin baskın olduğu mikroşoradan BV-benzeri türde bir mikroşoraya geçişe neden olabilir ve (2) Korunmalı ya da korunmasız cinsel ilişkide perinede yerleşik enterik bakterilerin birleşme ile mekanik olarak içeriye taşınması söz konusu olabilir. Birleşme olmayan cinsel davranışlar ve BV arasındaki tutarlı ilişki benzer mekanik taşıma mekanizmaları ile açıklanabilir. Vajinal kandidiyasis ve idrar yolu infeksiyonlarında da cinsel davranışlarla artan hastalık patogenetik modelini destekleyen benzer gözlemlerde bulunulmuştur. Özet: Hernekadar erkekten kadına bulaşma olasılığı dışlanamaz ise de, genel olarak BV’nin cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak davrandığını gösteren kanıtlar yetersizdir. Biz BV’nin cinsel davranı şlarla artan bir hastalık ve kritik ögenin cinsel ilişkinin sıklığı olduğunu kabul ediyoruz.

Hans Verstraelen1*, Rita Verhelst2, Mario Vaneechoutte1,Marleen Temmerman2

Kapak Resmi:
BMC Infectious Diseases 2010,

Diğer Tıp Dergilerimiz



 BU SAYIMIZDA

Paroksismal supraventriküler taşikardi ve panik atak: İki olgu sunumu Panik atak, ani korku ve aralarında çarpıntı ve taşikardi de yer alan somatik belirtilerle kendini gösteren bir durumdur. Buna karşın, paroksismal supraventriküler taşikardinin yol açtığı çarpıntı da sıklıkla ankziyete ile ilişkilidir ve o nedenle yanlışlıkla panik atak tanısı konabilir. İki olgu sunumunda gösterildiği gibi, paroksismal supraventriküler taşikardi panik atak kronolojik bir sıra içinde eş zamanlı olarak da bulunabilir; paroksismal supraventriküler taşikardi olasılıkla beden içi bir uyaran ile panik atak başlatabilir ve bunu sürdürebilir ya da başka bir seçenek olarak panik atak stres düzeylerini yükselterek paroksismal supraventriküler taşikardi riskini artırabilir. Panik atak, ani korku ve aralarında çarpıntı ve taşikardi de yer alan somatik belirtilerle kendini gösteren bir durumdur. Buna karşın, paroksismal supraventriküler taşikardinin yol açtığı çarpıntı da sıklıkla ankziyete ile ilişkilidir ve o nedenle yanlışlıkla panik atak tanısı konabilir. İki olgu sunumunda gösterildiği gibi, paroksisma ...
Katharina-Domschke*1,PaulusKirchhof2,PeterZwanzger1,AlexanderLGerlach3,GünterBreithardt2,JürgenDeckert4

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Anemi durumu, hemoglobin düzeyi ve akut inme sonrası sonuç: Bir grup çalışması Ön bilgi: Bir akut inme tablosunda aneminin beyin iskemisini kötüleştirme olasılığı bulunmaktadı r, ancak, hemoglobin düzeyi yelpazesinin uzun dönemli sonuçlarla ilişkisi bilinmemektedir. Yöntemler: Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan hastane yatışı sırasındaki anemi durumu (erkeklerde hemoglobin < 13 gr/dl, kadınlarda < 12 g/dl) ve hemoglobin derişiminin 1-yıllık sonuç noktaları üzerindeki etkisini 859 ardışık akut inme (iskemik ya da intraserebral kanama) hastası nda inceledik. Bulgular: Ortalama başlangıç hemoglobin derişimi 13.8 ± 1.7 gr/dl idi (aralık 8.1 - 18.7). Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan anemi kadınlar ve erkeklerde olmak üzere birlikte hastaların %19’und vardı. Ön bilgi: Bir akut inme tablosunda aneminin beyin iskemisini kötüleştirme olasılığı bulunmaktadı r, ancak, hemoglobin düzeyi yelpazesinin uzun dönemli sonuçlarla ilişkisi bilinmemektedir. Yöntemler: Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan hastane yatışı sırasındaki anemi durumu (erkeklerde hemoglobin < 13 gr/dl, kadınlarda < 12 g/dl) ...
David Tanne*,Noa Molshatzki,Oleg Merzeliak,Rakefet Tsabari,Maya Toashi,Yvonne Schwammenthal

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Ani nefes darlığı ve sağ kolda hareket güçlüğü ile başlayan katı adam sendromu: Bir olgu sunumu Giriş: İlk kez 1956 yılında tanımlanmış olan, katı adam sendromu kendini heriki paraspinal ve ekstremite kaslarında yavaş ilerleyen katılaşma ve sertleşme ile gösterir. Hernekadar az karşılaşılan bir bozukluk olarak kabul edilirse de katı adam sendromunun tıp çevrelerindeki genel bie farkındalı k eksikliği nedeniyle olduğundan daha az tanı alması olasıdır. Klinik görünümü: İspanyol kökenli 27 yaşındaki bir kadın hasta acil servise ani gelişen nefes darlığı ve sağ kolunu güç hareket ettirme yakınmaları ile başvurdu. Fizik muayene bulguları elle muayenede karın sertliği ve sağ üst ekstremitenin aktif ve pasif hareket aralığında katılaşması yönünden dikkat çekiciydi. Sağ elindeki parmaklar yumruk gibi sıkılmıştı. Giriş: İlk kez 1956 yılında tanımlanmış olan, katı adam sendromu kendini heriki paraspinal ve ekstremite kaslarında yavaş ilerleyen katılaşma ve sertleşme ile gösterir. Hernekadar az karşılaşılan bir bozukluk olarak kabul edilirse de katı adam sendromunun tıp çevrelerindeki genel bie farkındalı k eksikliği nedeniyle olduğundan daha az ...
Bradley Goodson1, Kate Martin*2 ve Thomas Hunt2

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız

Emme mekaniği: Anne sütü ve biberondan beslenme karşılaştırması Ön bilgi: Anne sütü ve biberonla beslenme mekaniğinin benzerliği konusunda çok az veri bulunmaktadı r. Yalnız anne sütü emen, yalnız biberonla beslenen ve bunların karışımı ile beslenen bebeklerde emme mekaniğini değerlendirdik. Oluşturduğumuz varsayıma göre emme hareketlerinin fizyolojik örüntüsünün beslenme türüne göre değişiklik sergilemesi idi. Bu varsayıma göre, anne memesinden beslenen bebeklerin emme hareketleri biberon emziğinden beslenen bebeklerden farklı idi. Karışık beslenen bebekler ise her iki emme türünü karışık kullanmaktadır. Yöntemler: Yalnız anne sütü emen, yalnız biberonla beslenen 21-28 günlük bebeklerle çapraz kesitli (234 anne-bebek çifti) ve bunların karışımı ile beslenen 21-28 günlük bebeklerle ve 3-5 aylık bebeklerle (125 anne-bebek çifti) yürütülen randomize, açık, çapraz geçişli alan çalışması. Birincil sonuç noktası emme ve duraksama dönemleri idi. Ön bilgi: Anne sütü ve biberonla beslenme mekaniğinin benzerliği konusunda çok az veri bulunmaktadı r. Yalnız anne sütü emen, yalnız biberonla beslenen ve bunların karışımı ile beslenen bebeklerde emme mekaniğini değerlendirdik. Oluşturduğumuz varsayıma göre emme hareketlerinin fizyolojik örüntüsünün beslenme türüne göre değişiklik ser ...
Angel Moral1,2,3*†, Ignasi Bolibar4,5†, Gloria Seguranyes6†, Josep M Ustrell7†, Gloria Sebastiá8†,Cristina Martínez Barba9, Jose Ríos10

Tam metni görmek için giriş yapmalısınız.
Yazının özetini görmek için tıklayınız