Yayımlanmış Sayılar:

 

Özgün Çalışma


Neonatal Hiperbilirubinemide Yaklaşım: Pediyatristlerin Uygulamaları ve Eğitim Gereksinimi
Anna Petrova,Rajeev Mehta, Gillian Birchwood, Barbara Ostfeld and Thomas Hegyi

Ön bilgi: Bilirubine bağlı oluşan ensefalopatiden korunmada neonatal hiperbilirubineminin erken tanısı ve tedavisi önemlidir. Bu çalışmada, neonatal hiperbilirubinemi yaklaşımında New Jersey pediyatristlerinin uygulamaları ve görüşleri derlenmiş, bunların Amerikan Pediyatri Akademisinin (AAP) 1994 yılında yayınladı ğı önerilere uyumu değerlendirilmiştir. Yöntemler: İlk olarak Ekim 2003 tarihinde Amerikan Pediyatri Akademisinin 1623 doktordan oluşan New Jersey Üyeleri listesinden seçilmiş 800 doktoru kapsayan rastgele bir örnekleme anket gönderilmiş, fiubat 2004 tarihinde ise yanıt vermeyenlere tekrar gönderilmiştir. Doktorların demografik özelliklerine ek olarak, anket tanı, tedavi ve izlem gibi neonatal hiperbilirubineminin çeşitli yönlerini hedef almış ve bunun yanında ağır hiperbilirubinemi gelişiminde önemli risk faktörleriyle ilgili pediyatristlerin görüşleri sorulmuştur.

Ön bilgi: Bilirubine bağlı oluşan ensefalopatiden korunmada neonatal hiperbilirubineminin erken tanısı ve tedavisi önemlidir. Bu çalışmada, neonatal hiperbilirubinemi yaklaşımında New Jersey pediyatristlerinin uygulamaları ve görüşleri derlenmiş, bunların Amerikan Pediyatri Akademisinin (AAP) 1994 yılında yayınladı ğı önerilere uyumu değerlendirilmiştir. Yöntemler: İlk olarak Ekim 2003 tarihinde Amerikan Pediyatri Akademisinin 1623 doktordan oluşan New Jersey Üyeleri listesinden seçilmiş 800 doktoru kapsayan rastgele bir örnekleme anket gönderilmiş, fiubat 2004 tarihinde ise yanıt vermeyenlere tekrar gönderilmiştir. Doktorların demografik özelliklerine ek olarak, anket tanı, tedavi ve izlem gibi neonatal hiperbilirubineminin çeşitli yönlerini hedef almış ve bunun yanında ağır hiperbilirubinemi gelişiminde önemli risk faktörleriyle ilgili pediyatristlerin görüşleri sorulmuştur. Bulgular: Uygun olan 725 yanıt verenden hesaplanan uyarlanmış yanıt oranı % 49.1’dir (n = 356). Bütününde, uygulamadaki pediyatristler sarılığın ağrılık derecesinin nicelleştirilmesinde, sarılığın sefalokaudal seyrini fazlaca (% 77.9), transkütan bilirubinometriyi (% 16.1) daha az kullandıklarını bildirmişlerdir. Katılımcı ların çoğu (% 87.4) sarılığı, yenidoğan hastaneden taburcu olmadan hemen önce yapılan total serum bilirubin (TSB) testinin bir göstergesi olarak tanımlarken, taburculuk sonrasında, sadece % 57.7’si TSB indikasyonu olduğunu düşünmüştür (P<0.01). Eğer yenidoğanın yaşı 72 saatten küçükse, yanıt verenlerin üçte birinden azı 1994 yılında Amerikan Pediyatri Akademisi tarafından önerilen tedavi parametrelerinin altındaki TSB düzeylerinde fototerapi başlattıklarını bildirirken, bebek 72 saatlikten büyükse doktorların neredeyse % 60’ı fototerapiye TSB değerleri 1994 AAP kılavuzundan belirtilenden daha düşükken başlamaktadır. Yanı t verenlerin çoğu taburcu olduktan sonra ve 37-38 gebelik haftalarındaki yenidoğan sarılığını ağır hiperbilirubinemi gelişimi açısından göz önünde bulundurmamaktadır. Bununla birlikte, doktorların büyük ço- ğunluğu ilk 24 saatte ve Rh/ABO uyuşmazlığında ortaya çıkan sarılığın öneminin farkında değildirler. Sonuç: Pediyatristlerin uygulamalarında, taburcu olduktan sonra sarılığın nicelleştirilmesinde laboratuvar tanısının az oranda kullanılmasına ve ağır hiperbilirubinemi gelişimine katkıda bulunan risk faktörlerinin göz ardı edilmesine, Amerikan Pediyatri Akademisinin önerdiği tedavi parametrelerinin altındaki değerlerde fototerapiye başlanması ve neonatal hiperbilirubineminin önemli bir toplum sağlığı kaygısı olduğunun fark edilmesi eşlik etmektedir.

Tam metne ancak dergiye abone olarak ulaşabilirsiniz .